‘Her bişey’ Kategorisi için Arşiv
Gündelik faydasız yaşanmışlık
Çocuğun sesi uzaktan hoş gelir. 5 metreye kadar güzel gelen çocuğun yaklaştıkça sümüklü, salyalı, durmadan soru sorabilen, gereksiz fazla enerjiye sahip, ellenmemesi gereken her şeyi elleyen, ağzına sokan, sokmazsa yere atan, yerdeyse yukarı kaldıran bir canavara dönüşmesi davulun sesi uzaktan ata sözünü haklı kılmıyorsa nedir. İnanın veletler ben de sizi sevmek istiyorum, çok çabalıyorum ama biraz da siz yardımcı olsanız, ha gülüm?..
İnsanların mekana sahip olunca, kendi mekanında çalışan insandan işi daha fazla biliyormuş tribine girmesi, en büyük suçlardan biri sayılsın anlıyor musunuz. Yakında ama çok yakında bana “bence şurdan çekseniz daha güzel olur…” diyen ilk kişinin gözlerinden lens, derisinden çanta ve kılıf yapıcam çünkü, kamuya, halka hizmet olarak, yol olarak sunacam o kişiyi, valla diyorum.
Beta model balığım var, adı Alpha, yediğinin 2 katı sıçıyor, adeta ben gelince kafasını cama yaslayıp bana bakıyor, camdan bir buz koyma kabının içinde yaşıyor, diet yapıyor, genelde vaktini evde geçiriyor ama düzensiz uyuyor, tv izlemiyor, müzik dinliyor. Özünde iyi bir balık anlayacağınız, senden benden normal hiç yoksa…
Bir de insanlar yaratıcı cidden ya, baksana -> bakmalı
Tamam Javier Bardem’dir, Madonna’dır çirkin ama karizmetalik insanlar listesine sokulabilir ama Joaquin Phoenix’i biraz saçma buldum be NTV ve MSNBC.
En kötü 20 albüm kapağı isimli listeyi yollayan bu siteyi bir de Unkapanı’na davet edelim ki dünya kaç bucaklıymış görsünler, öyle kolay değil en dipte olmak, biz emek verdik aslan parçası, bu millet Ümit Beseni piyanosuyla birlikte kolay çıkarmadı göklere! Emeğimizi yedirmeyiz, hödöröö!!
İşte onların listesi; Gavur işi
İşte bir Türk’ün hepsine bedel albüm kapağı; Hey yavrum hey!
Haber Kaynağını Gör Canlı Haberleri Gör falan diye böyle en tepede beliriyor ya artık Facebook’da ona iyice kıl kaptım, 300+ yazıyor misal bir tıklıyorsun, hani filmlerde gelir Orta Çağ’da bir ulak gelir haber getirir ruolu şekli, açılınca ucu yerlere uzanan parşömen gibi, padişahın fermanı gibi saçılıyor ortalara, bütün herşey akıyor, işte onun gibi olacak diye düşünüyorum. Ben sevemedim onu, karışıklaştırmasınlar ortalığı.
Kazı kazan konusunda bitmek tükenmek bitmeyen bir şüphenin esiri oldum heyhat! Bir gün olsun 2 lira’dan öteye bir meblağ kazanamadığım bir para ödüllü organizasyonun ağında senelerdir çırpınır dururum. Artık öğrendim gerçi, şans oyunlarının benimle bir alıp vereceği yok. Gerçi almasına alıyorlar da vermesine vermiyorlar. Bir gün olsun elime toplu sayılabilecek bir para geçmedi şans oyunlarından, çok istedim lan. Yeminle diyorum bak, yarın gideyim kazıyayım o kazanı 40 lira çıksın dönüp arkamı bakar, 1 tane daha kazırsam nolayım. Öyle küçülttüm hedefi. 40 lira lan, nolacak verseniz halbuki, yıllardır böyle bir arada gelir dellenirim, kazırım 50 Krş tamam çek oyna, bir daha 50 Krş, bi daha çek boş, bir daha oyna 1 lira, bir daha çek.. İğrenç bir ümit devir daiminde perişan oldum ağzını kırdıklarım. O ton ton yüzleriyle, “Umut ekmeğin olsun oğul” bakışlı amcaların masum görünüşlerinde kaybettiğim onlarca demir parayı biriktirsem şimdi bir kazak alırdım kendime(ya ne alacaktım o biriktirdiklerimle ev alırdım mı diyecektim, coşmayın hemen), hiç yoktan sıcak tutardı.
Bu arada dünyada 5 farklı siparişi aklında tutabilen bir garson varmış okurlar. Ben de inanmazdım, beni geçtim bilim inanmazdı böyle bir olaya, dünyanın yuvarlak olmayışı kadar şaşırtıcı olan bu olay soğanlı, et, lavaş, sadece domatesli ve tavuklu soğanlı tantuni siparişlerini kağıda yazmadan ileten ve akabinde yine büyük bir başarıdır ki o anda kendisine iletilen siparişe soğansız olsun dendiği halde inatla soğanı çakan ustanın aksine bir bir denileni yapan müşteriyi mesut kılan bir ekip gördüm. Çocuğa baştan da söylediğim gibi siparişi doğru getirdiğinde kendisini tebrik ettim, hörmet ettim, saygıda kusursuzdum. Vay anasını, düşündükçe şaşırıyor insan, böyle kuşlar falan..
Hassizeiyiğünler…
Nolüyür? Noolmüyür ki…
Abramoviç beylerin yemek ücreti 47 bin Dolar’ın Türk Lira’sına çevirilmesinden hemen ardından önce kaç fakirin doyuralabileceği sonrada neler alınabileceği, ortalama kaç asgari maaşa denk geldiği falan hesaplanıyor ya, sanıyorsam biz ırk olarak bunu otomatik olarak çarpıp bölen bir yazılıma sahibiz. Bir meblağa ortalama bir maaşın üzerine çıkıversin, hemen otomatik olarak alınabilecekler listesini tek tuşla çıkarıyoruz, bence daha da teknolojimiz yok diye yerinmeyelim derim.
Koray Candemir ile Serkan Çeliköz’ün Kargo’dan ayrılıp kurduğu grubun adı maSKkott olmuş lakin bence olmamış o isim, çiğ ve teenage kokuyor ne bileyim.
“Seni tenhaya çekip gülünü koklamalı” diye bir şarkı sözünün olduğu bir dünyada yaşıyoruz, hem varoş, hem romantik hem de tecavüzkar bir şarkıymışçasına.
Saatler 1 saat geri alınınca “Oh oh, 1 saat fazla uyıycaz” yorumunu her sene yapmaktan gocunmayan insan saatler ileri alınınca elbette ki az uyuduğuna üzülecektir, mantık o mantık çünkü ve yine aynı kişiyi takip edin göreceksiniz ki 31 Aralık günü size seneye görüşürüz esprisini ilk defa o bulmuş gibi şen bir edayla söylecektir. Biliyorum yüzümü kara çıkarmayacaksın “o insan”, sana güvenim tam.
Pazar gecesi olsa gerek, kısa süreli televizyon izleyişlerimden birini yapıyorum, Fatih gibi Altaylı gibi birine konuk olan yaşlı başlı, hatta kelli ve felli bir amca var anlatıyor falan haliyle, dedi ki, 365 gün için 365 adet takım elbise diktiren bir Rus varmış. Adeta hayretimle bakızlarken, şaşkınla sürüklenirken o adamın benim üstümü değiştirdiğimden fazla takım elbise değiştirdiğini fark ettim. Hayatımı böyle derinden sarsacaksa varsın Tv de yasaklansın!..
Vedat Özdemiroğlu’na çağrım azalarak bitsine alternatif olarak, hızlanarak bitsin, zira bazı şeylere akselerasyon lazım.
Megadeath yeni albüm çıkarmış. Bilgi olaraktan.
Bence Salma Hayek oyuncuysa Penelope Cruz daha bir oyuncudur. Düz mantık iyidir.
Yarratıcı; bunlar
Tarsem Singh’in 18 farklı ülkede, 26 farklı gerçek mekanda çekimlerini gerçekleştirdiği The Fall’da hiç özel efekt kullanılmadığını öğrendim. Filme zaten görselliği kadar farklı hikaye anlatış tarzı ve süper bıdık Catinca Untaru yüzünden hayranken daha da coştum. Yönetmenin titizliğindem mütevellit filnin çekim ve post-prodüksiyon aşaması 4 yıl sürmüş, emeğine gurban. Yönetmen abimiz War of Gods isimli bir filme de 2010 yılı içinde imza atacakmış diye bir beklenti var ki, bilmem heyecan mı yapayım…
Hala duymamış, kullanmamış birisi varsa, tüm masumve güzel insanlar için gelsin; makat, harbi diyorum lan girin bi.
İddia ediyorum KoYu EskişehirSporLu 1,000 kişi buLabilirim ! nasıl da hedefini küçük tutan, haddini bilen sevimli bir grupsun sen ahahaha…
Facebook kime mesaj atacağımı, kimi dürteceğimi senden mi öğrenecem lan, ağzını yumruk içinde bırakırım senin! Sürekli olarak bana sağ yandan yanaşıp yanaşıp, “Onu dürt!” diyorsun ve dediğin adam bizim bölüm başkanımız oluyor, yerse sen bızzıklasana ? Hani ya ?!
Görünmez adam; havalı, iyi mayışlı, manitalı ise Görükmez adam; sinsi gibi, nadir gibi, Görüşmez adam ise toplumdan soyutlanmış gibi, huysuz ihtiyar gibi olabilir…
İyi geceler.
Garipsemeden bir günüm geçmesin
Günaydın, iyi akşamlar, iyi kuşluk vakitleri falan, selam yani kısaca, artık hangi zaman
diliminde okunuyor ya da okutuluyorsam.
Şöyle bir şey daha aklıma geldi, “şu an da yetmiş milyon bizi izliyor” diyen adama “bir daha say da eksik falan çıkmasın” demek istiyorum. O kendinden emin tavırları dövülesiceler.
Ya da birisine ‘Çok değil cehenneme kadar yolun var’ diyebilirim. Demeyebilirim de.
Bu domuz gribinin evveliyatında kuş gribimiz vardı hatırlarsınız, işte o vakitlerden birinde televizyonda Karayip Korsanlarını izliyoruz, olay şudur;
ananem yerde yatan orlando bloom’a bakarak;
-niye atmış bu adam kendini tavukların arasına hani o kadar hastalık var diyolardı?..
Bir de şöyle bir olay var ki insan ister istemez bu komplo teorilerine inanabiliyor, teoride şu, bu tarz grip salgınlarının ekonomiye sıcak para akışını pompalamak için yapılması gibi bir durumdan söz ediliyor. Neden olmasın, devletler ne zaman kendi halklarını çok umursadı ki olası bir grip salgınından ölecek 1000 kişiye karşı gelecek milyonluk satışları görmezden gelsinler…
Ha bu arada Pürel yok satıyor, herkes anti bakteriyel tadındaki ürünleri yiyip bitiriyor yeminle.
Bu arada Olympos ağaç evler falan filan tabi de peki bu nedir -> BU
Peki her rock-gotik-alternatif tadında görünümü olan kişiye satanist/satanik denmekten ne zaman usanılacak?
Hadi o da bir şey değil de Sayın Bahçeli’nin Lost misali inanılmaz teorisine ne demek gerekir? Ahan da buyrun acayip kafalara;
Seda Sayan’ın programında çıkıp ağlayan, ağladıkça ağlatan, coştukça coşan, inim inleten sızım sızım sızlatan sabah bayanlarının bazılarının seçmece olarak parayla orda olduğunu elbet biliyorduk da, bir de mağduruz ayağına yatırılarak sunulan acılarını paylaşmak zorunda bırakıldığımız(?), göz pınarlarınızı küresel ısınmadan daha da hızla kurutan kadınların da bir ajansa bağlı olarak çalışıp rol kestiğinin ortaya çıkması durumu nedir peki…Ağlamayana meme yok, ağlayana meme çok. Tebrikler dürüstlüğün, doğrulun yüce timsali kadırgalımız!
E kalın sağlıcakla…
TRT’ye göz kırpan kapanışımdan hızla iğrendim.
Gündemli yazıyla karışık komiklik
Kocası Ashton Kutcher ile birlikte yaşlı başlı, yaralı filleri okşayan, onlara sevgi fışkırtan bir Demi Moore gördüm geçen twitter’da, lakin esas gözüme takılan sayın Demi’nin kol kasları oldu. Beni döver gibi gelince x e basıp kapadım sayfayı.
Eskişehir’e de acilen İstanbul’da olduğu gibi düzgün bir pilavcı açılsın, ben düzgün pilav yapan yer yok demiyorum, alkol sonrası ileri düzey saatlerde açık pilav dünyaları, pilav gezegenleri, pilav fabrikaları olsun istiyorum. 7/24/365 tantuni yiyerek bir yere varamayacağımızın farkındayım. Ha pilavı yaparsın ama Eker ayran satmazsan işte o zaman bozuşuruz pilavcı, hemen bozuşuruz.
IMF toplantısı boyunca, Youtube yasağının sadece kongre vadisinde kaldırılmasına ne demeli? 2000 tane gavura rezilliği çaktırmıycaz diye kendini tüm halkına madara edip, küfür yiyen ülkedaşım yöneticelere selam ederim. Ha bu arada Avaz Avaz dergisi IMF ile ilgili olarak bir soundtrack hazırlamış ki güle yazıyor insan;
IMF’ye karışık kaset
A Yüzü
1. Belle And Sebastian- White Collar Boy
2. Pet Shop Boys- Opportunities(Let’s Make Lots Of Money)
3. Lady Gaga- Beautiful, Dirty, Rich
4. Britney Spears- Oops!… I Did It Again
5. Snoop Dogg- Drop It’s Like It’s Hot
6. Jamiroquai- Virtual Insanity
7. Dire Straits- Private Investigations
8. The Cure- A Short Term Effect
Bonus: Foo Fighters- The Pretender
B Yüzü
1. Madonna- Don’t Cry For Me Argentina
2. Temple Of The Dog- Hunger Strike
3. A Perfect Circle- Weak And Powerless
4. Peeping Tom- We’re Not Alone
5. Lily Allen- The Fear
6. NIN- Capital G
7. Radiohead- You And Whose Army?
8. Jay Z- Public Service Announcement
Çok net söylüyorum Fatih Terim ortalama bir PES ya da Championship Manager oyuncusundan daha fazla futbol bilgisine sahip değil. Vardıysa da unuttu gitti zahir. Böyle rezil bir yönetim, böyle aciz, böyle kişisel egolarıyla şişmiş bir insan olmaz olsun. Ha Fatih Tekke nerde Gökdeniz nerde, bu Ceyhun neden yastığın altından çıkartıldı falan, yazsan 10bin satır yazarsın yanlışlarını. Rıdvan ne diyor, bir takım olsun ki hiç bir sistemi olmasın, var mı böyle bir şey diyor? Faroe Adaları’nın bile bir sistemi olduğuna adım gibi eminim. Yenersin yenilirsin ayrı ama maç bitince bilirsin, “hücum futbolu oynadık ama belimize doladılar lan hacı, ehheh” dersin. Bizim “gaza geldim yaradana sığınıp deli dana gibi koşuyorum ve inşallah gol olcek bu sefer ehee” diye bir taktiğimiz var sadece. E bu bir taktik midir dersen, yersen? derim.
Kızım olsa adını Yolanda koymam ama erkek olursa Joshua koyabilirim.
Ders esnasında sınıftan zengin kalkışı yaparak çıkmak diye bir şey olsa;
-haadi hocaam eyvallah, yine geliriz sonra..
+hö ne? napıyorsunuz evladım, o oturun yerinize zibidiler!
-tamam hocam geliriz yine, kaçalım biz ufaktan, hadi eyvallah…
Bu tarz bir şey denebilir. Ha dersten çakınca gelip kapıma dayanmayın, ben farz-ı misal olaraktan.
Bence “tanıdık vasıtası” her iki anlamda da en çok kullanılan araçlar sınıfına girer.
Bu yazı da burda bitter çikolat.
Her yazıda bir başlık bulmaya çalışma mevzusu canımı sıkar oldu.
Merhaba, merhabadan öteye bir ilişkimiz yokmuş gibime geliyor bazen okuyucu. Alınıyorum ister istemez. Beğeniyoruz diyorsunuz, gelip bir yorum yazmıyorsunuz yazılara. Bakın benim gibi değerler kolay yetişmiyor bugün. Destek olacaksınız ki, benim götüm kalkacak, daha da gazlanacam, bilim için, kültür için daha faydalı eserlere imza atıcam. Bir Orphan Pamuk gibi nobel milyorderi olacam ama ondan daha delikanlı bir insan olup, aldığım parayla sizi kebapçıya da götürecem. Beni daha da çok seveceksiniz falan filan, süreç bu kadar basit. Hadi bakayım.
Bu arada Facebook, Myspace gibi sitelerdeki “Tanıyor olabileceğiniz kişiler” listesinde yazılan isimlerin hiç birini tanımıyor oluşum ?
Pazar gecesi Sipru vasıtasıyla, Sevilla – Real Madrid maçını izlerken, şöyle bir sözle ekranları başındaki 3-5lerce kişi gibi ben de irkildim… Duymayanlar için Murat Kosova’dan geliyor; “Sevilla, Real Madrid’e Saylonluların Galacticaya saldırdığı gibi saldırıyor.” Oeahaeh
“Ekleme için saol.bi rocker olarak oktavın hoşuma gitti.kız ardaşımla dinleyebileceğim melodiler.” böyle bir yorum okudum, hemen hemen ağlamak üzereyim..
Sürekli ağlayan çocuk sana soruyorum, neden sürekli benimle aynı vagona biniyorsun. Vagonu da geçtim önüme, olmadı yanıma, en kötü arkama oturuyorsun. Oturuyorsun anlıyorum neden ağlıyorsun? Ağlamanı da geçtim neden süreklilik arz ediyorsun! Eller çektirmedi bana çektirdiğin kadar. Toplu taşımaya olan inancımı öldürdün çocuk. Anlıyor musun ulan, göt ![]()
Bence herkesin kütüphanesinde en az 1 adet hiç okumadığı kitabı vardır. Valla, iyi bakın, bence var.
Uykuluk müzik diye bir tür varsa bunun temel taşı Audrey olmalıdır. Ha nerden edinirsiniz bilmem, ben tavsiyemi yaparım kaçarım.
Bence twitter blog değil, online kısa mesaj. Varolmak için çok konuşmak durumunda kalıyorsunuz falan. Sürekli linkler uçuşuyor. Ben derdimi anlatamadıktan sonra öyle mini blogmuş falan. Kandırışmalayım birbirimizi.
Neyse yazı burda biter, zira tatlı yedim ama suyum bitti mutfağa gitmem lazım. Hadi KenDinİze Choq İyİ B@qIn Okk€Y??? (dipnot: cidden böyle yazan tipler görürseniz dövün onları olur mu)
Si yu!
Unutmadan yazayım dedim…
Ya esasında öyle komiklikler, öyle güzel anektodlar geliyor da aklıma, tespitler falan yapıyorum sağda solda gezerken, not alma huyum olmadığından unutuyorum hep. Not alsam ortalama 2.76 kata kadar daha enterestant daha komik falan olurdum gibime geliyor. Evet merhabalar, aklıma bir şey gelirse unutmiyim diye açtım yazıyı. Durun şimdi elimde bir iki fotoşop işi var onları bitireyim yazmaya devam edicem.
Hm en son 24 Eylül’de yazmışım üstteki paragrafı, birazdan gelicem diyen kendime olan güvenimi kaybettim adeta.
O değil de, erkeklerin ne zaman pembe tşörtler giymeye başladığını anlamadan taşlı tşörtlerin bedenlerini ele geçirmesi ? Olmaz olsun derecesinde çok taşlı tşört giyen delikanlı, 3 ü 1 arada 10 kaplan gücünd2 yer yer 3 düğmesi açık pembe gömlekli erkekleri nasıl da çabuk kabullendin ey halk ? Kaç para yedirdiler modacılar, neler vaad ettiler de bu kadar sus pus kabullendiniz bu felaketi? Erkeği geçtim, dişi insan da bile sırıtacak kadar çok taş & pul ile süslenmiş göze, beyne zarar tşörtleri böyle çabuk kabullenmek affedilir gibi değil ? 5 yıl önce olsa giyeni gaylikle itham edecek cihandaşlarım nerelerdesiniz ? Ha banane giyen giysin, diycem ama gerçekten çevre kirliliği be yahu! Sürekli olarak insanların göbeğinin üzerinden seken güneş ışınları yüzünden kendimi arzulamadığım bir uzay filosu savaşı içerisinde hissediyorum, gerginim anlıyor musunuz!
Ayrıca sırf yalakalık yapıcam diye sevgilisinin çantasını (bildiğin bayan çantaları olandan bahsediyorum) taşıyan erkek… yardım amaçlı ve kısa süreli müdahaleleri küme dışı bırakıyorum…mümkünse görüşmeyelim.
Ekim de Zoot Woman konseri var, otto santral’de, gitsem ya?
Komün halinde fotoğraf çekmenin kime faydası var diye düşündüm geçen gün. Misal bir fotoğraf topluluğuna üye oldum bir arkadaşımdan sebep gel gelelim daha bir etkinliğine gitmiş değilim. Sanki 30 kişi gezip herkes aynı şeyi çekecekmişiz gibi geliyor, bir sağından çekecek sokağı biri solundan. Olur mu elbet fark olacaktır diyenler olacaktır. Bence olur. Benim yanıma sıkılmayayım diye bir kişi verin o bana yeter.
FAQ About Me
Yazıyorum yazıyorum cevap vermiyorsun ?
* Msnimin açık olması her dakika ona bakarak yaşadığım anlamına gelmez.
Bazı gerçekleri açıklıyorum; facebook’da girdiğiniz bir grup ile Türkiye’nin, Türkiye’yi geçtim oturduğunuz semtin ve hatta onu da daraltıyorum oturduğunuz ilçenin bile dengelerini alt üst edebileceğinize inanmaktan vazgeçmenin tam vaktidir. Anarşizim bu kadar, baş kaldırış, isyan, karşıt duruş, hak talep etmek gibi kavramların bu kadar sanallaştırılmasının ne kadar saçma olduğunu fark etme zamanı geldi de geçiyor genç insanlar.
Ernesto Che Guevara ABD’den ve Emperyalizm’den Nefret Eden 1.000.000 Kişi Bulabilirim ! grubunu kurdu. Böyle hareket mi olur yavrum, Fidel Castro Barack Obama’yı Dürttü! Karl Marx – Bu videoyu mutlaka listendekilerle paylaş! (Sağcıların gerçek yüzleri!!!) Martin Luther Katolik İnançlarına Karşı Gelenler adlı gruba katıldı.
Oldu mu şimdi ? Ayak üstü becerildikten sonra Zeitgeist’i izleyerek acılarına merhem arayan pasifize bir toplumuz. Ha gerçi koy götüne 25 yıl sonra sular altındayız küresel ısınmadan mütevellit, bırakın sabahlara kadar partileyelim derim orası da ayrı, çipsler benden.
Ayşe Arman’ının yazılarını hayranlıkla okuyan var mıdır? Ya da Oray Eğin ? Oh wait…
Lost artık baymış olabilir mi, heyecanı kaçmadı mı biraz? Nerde ilk 2 sezon…
Esasında kalem kağıt taşısam aklıma gelenleri yazsam çok daha yazarım ben, dedim ya hep unutuyorum yazacaklarımı *telaşlıüzgünümsü surat*. Neyse geç oldu, ben kaçar.
Bir noktaya barnak basmak isterim
Melebalar efendim. Nassiniz iyisiniz vs vs. diyip hizlica yaziya girmek istiyorum. Ne yani coluk cocugun da mi hatrini sorayim nedir, kisa mi geldi giris, neden bakiyorsun oyle? Ha ayrica bir onceki yazimda bir laf etmistim, turkce klavyesiz yaziyorum “bu sefere mahsus” diyerek. Gordunuz ki yalan cikti, sozumun eri olamadim. Olamadim da keyfime mi olamadim, ben istemez miyim turkcemin nadide harflerini kullanayim ama yok iste F klavye ile yazmaya calismak deveyi sirikla atlamaya sokmak gibi geliyor. Sirf suraya 2 kelam edecem diye de gidip 1 saat klavyede tuslarin yerini arayacak degilim kusura bakmayin!
Efendim parmak istedigim nokta su, simdi malumunuz artik facebook adeta youtube basta olmak uzere video paylasim sitelerinin bir yan sanayisi, ne bileyim bir frencayzing almis subesi gibi oldu. Durmadan paylasim, durmadan begeniler yapilan videolar anasayfadan niagara gibi akip gidiyor. Eyvallah iyi vakit gecirtiyor falan buna cok bir itirazim yok, istemezsem kapatirim zaten. Lakin benim isyanim sunadir, ehem… ULAAN!.. Ya siz niye videonun adina ya da aciklamasina o videoda ne varsa birebir yaziyorsunuz lan. Sapik misiniz?! Tv’de osuran kiz (Cok komik!!!)
Naaptin simdi sen, bire çaşıt zaten video 24 saniye, kisaca bir olay yasanacak ve bitecek. E sen gelip supriz olarak videoda gerceklesek olayi soyledikten sonra ben onu neden izleyeyim. Nerde kaldi suprizi, neye sasiricam ben? Sen denyo musun? Niye boyle yapiyorsun. Al iste kacti. O videonun gazi kacan koladan bir farki kalmiyor o noktadan sonra. Hatta bokunu cikarip yan taraftaki aciklama kisminda misal 3 dakikalik bir videonun tum detaylarina girmeye calisan var. Lan essek! Sen anladin, izledin gordun sasirdin. Sirf sen bizden once sasirdin diye biz neden sasiramiyoruz, sen kunil misin. Seni doverim! Ha seyi unuttum bak, videolarin isminin yaninda parantez icinde (Cok Komik!!!) (Gulmek garanti!!) (Super) diye notlar koyuyorlar ya hatta (Listendeki herkesle paylas!) falan diye cosuyorlar. Biladerim, evladim, sen misin bir videonun komiklik olceri? Standart sen misin, taban ve tavan fiyatlari sen mi ayarliyorsun bu ulkede? Sen cok begendin diye niye cok komik oluyor? Niye bu kadar guveniyorsun yavrum kendine? Gulmek garanti? E gulmedim nolacak simdi? Hesap mi verdireyim yavrum, AIHM’e mi basvurayim cocugum? Yapmayin bunu, uzuyorsunuz.
Evet seyirciler cok sinirleniyorum bu adamlara, siz de sinirlenin, dunya uzerinden silelim bunlari, valla diyorum.
Ayrica her avrupa vatandasinin birbirini kayirip sonra esitlik tribine girmesine hastayim. Neye istinaden mi? Dun oynanan Turkiye – Yunanistan basketbol macinda 24 saniye doluyor, dolduktan sonra faul oluyor, yunanistan gidiyor bagiriyor cagiriyor ve zaman bitmesine ragmen 4 saniye veriyorlar ve kenardan topu oyuna sokup 3′luk atiyor adamlar ve kazaniyorlar. Boyle skandal olmaz olsun. Bu kadar kaypaklik nedir yahu, butun greekler usustu basina hakemlerin, bizimkilere bakiyorsun oyle kos kos oturuyorlar o da baska bir sacmalik. Ayrica Hido sen ne ise yararsin ya? Bi defol git, turnuva boyunca heralde 6-7 sayi ortalamasiyla oynayan NBA yildizi? WTF? Bencillikten sayilari kacirmalar, onunde duran potaya bir 2 sayilik atmaktan aciz adami butun turnuva oynattilar ya. Kimsin sen Jordan misin, neyine oynatiyorlar bu adami. Kotyuse kotudur. Sakatsa sakattir oynayamiyacaktir baskasini oynatirsin. Toronto su maclari izledikten sonra haziktir lan bu oyuncuyu mu aldik diye panik yasamisir eminim. Ayrica %50 nin altinda serbest atis orani olan baska takim var mi su turnuvada merak ediyorum. Sagda solda gezeceginize gidin calisin ya, sacma yani. sacma.
Yazima burda son veriyorum, zira aciktim yemege cikicam. Hadi bakam grsrz!
Add new post dediler, emredersiniz dedim.
Sayfayı açtım bakıyorum, “Add New Post” yazıyor, emir kipi sandım, bu sebepten yeni bir yazı yazmaya karar verdim yoksa çok bir niyetim yoktu sıcağın alnımı karışladığı bu nadide günlerde enerji sarfiyatımı minimum düzeyde tuttugumdan yazı yazmayı bile zul gördüm, görürüm.
Sıcakların insanların vampir gibi davranıp karanlık çökünce hareketlenmesine sebebiyet verdiği şu günlerde ben de evde az enerji ile çok eğlence noktasının vardığı yer olan film izle, müzik dinle, gerekirse yemek ye üçgeninde yaşıyorum. Klima kumandasının elimin altıncı parmağı gibi şekillenmesi ise gözüme batmıyor bile. Bardağa koyduğum suyun ağzıma varana kadar ısınmasından korkarak yaşıyorum, sıcak olan yemeklere, en güzel kebaplara, dağlar gibi hamburgerlere bile zor katlanıp meyva tanrılarına şeftalileri, karpuzları bir bir kurban ediyorum. Ve öğlen saatlerinde bana iş getiren herkese “ÖLECEKSİNnn” diye içimden tıslıyorum. Sıcağı düşünmemek için kendimi müzikle hipnotize etme yolunu seçiyorum, empiüş playerı kulağıma takıp en güzelinden, insanı hayata bağlayan şarkılar açarak “ehe hehe ne güzel lan her yer kuşlara bak şerrolar nasılda uçuyor, çocuğa bak lan ibiş gibi nasılda sevimli, ohohoy karpuza bak lan sudan ucuz hemen alayımmış..”, şeklinde beynimi bir kandırmacanın içine sokarak a noktasından b noktasına hareket ediyorum.
Bu kendimi kandırmaca seanslarında müzikal açıdan desteğini benden esirgemeyen Röyksopp’a ayrıca teşekkür ederim. Junior isimli son albümleri ile grup bence şu ana kadar ki en güzel, en kral, en fevkaladeşinas işlerini çıkarmış. Ya da ben ‘You Don’t Have A Clue’ parçalarını kulağım sürmenaj oluncaya kadar dinlediğimden gerçekleri ayırt edemiyorum. Ama evet az önce ismini yazdığım parçaları mükemmel olmuş, dinlemeyenlere 3 vakte kadar edinin diyorum. Bu aralar kulağıma takılan döne döne tekrar tekrar dinlediğim tavsiye edebileceğim parçaları da aşağıya iliştirmeyi bir borç bilirim;
- Röyksopp – You Don’t Have A Clue
- Aaron – Lilli ve ayrıca Le Tunnel D’or
- The Dykeenies – Waiting For The Go
- Younger Brother – Crumblenaut
- Mando Diao – Gloria
- Veto – Built To Fail
- Racoon – Love You More
Şimdilik bunlarla bir başlayın sonra üstünü tamamlarız. Ağustos ayının ortalarına kadar pazar günleri de çalışıp hafta içi izin yapması gereken bir bünyeden daha da fazla iyilik beklemeyin derim. Oldukça sıkı bağlanmış bir iple Ağustos’un 20+ sını bekleyip, tatil hayalleri kurup duyduğu her su sesini, “NÖlüyor lan deniz mi geldi?!” şeklinde yorumlayan bendeniz, hem patronuna isyan etmek istemekte hem de kriz ortamında işsiz kalmanın kıça dayanan korkusu ile içinde koşan atları dizginlemektedir. Bu durumda havuz kaç saatte dolar ? Ühühühüm havuz demeyin lan.
www.amazing-planet.com şu siteye tıklayın fotoğraflara bakın sonra da 3 kez kendinize, “biz bu dünyanın içine sıçtık” diyin efendim, iyi geceler.
Errörüm olur musun?

Hoşgeldiniz!
Tahminen 3 dakika olan, yaşıyınca 30 dakika süren cinsinden bir İsmail YK şarkısına maruz kalmamın ardından sizlere bu yazıyı yazıyorum. Haliyle içinde buldunduğum psikojinin naifliğini anlarsınız diye umuyorum, sürekli olarak dönen sözler hemen hemen şu şekildeydi;
“..perdeleri indir kapıları “örttür?” ateşimi dindir dindir
söndür söndür söndür, lambaları söndür ateşimi söndür söndür” vb.
Yemek yediğim yerde 3 dakika boyunca tam tam dansı misali anlamsız bir ritm ile üstü kapalı(?) bir şekilde, karşısındaki insanı kendisiyle sevişmeye teşvik eden bir ismail yk’dan bahsediyorum ki hazmı hiç kolay değil tahmin edersiniz, yemek boğazımdan geçmedi canını aldımının.
Bu şarkı da bugün önce gözlerime ve beynime inanmamı zorlaştıran bir olayın hemen üstüne gelmişti ki şimdi o olaydan da bahsedeyim, madem buralara kadar gelmişsiniz.
Yaşar Alptekin denen yeni dini bütün, eski seksi(!) manken, genç kızların korkulu rüyası, 80′lerin taytlı kabarık saçlı kızlarını ince ince kesen adamı. Hidayete Eren Adam Yaşar Alptekin, Namazla Yeniden Doğdum adlı kitabı ve tvlerde verdiği doğru yolu bulma mesajları ile ara ara gündemcikler oluşturmuştu.
Yine bu konuşmalarından biri ile ilgili detaylara şurdan bakabilirsiniz diyeceğim ama daha önemlisi şu haberde üstündeki tshirt’e bakın rica ediyorum, tıklat.
“Read Quran Charge Your Iman”
Oh yes! derken beyninizde elektrikler çaktıran bu genç işi tasarımlı tshirtlerin kaynağına da bir arkadaşım sayesinde ulaşmayı başardım. Vietnam savaşı sonrası çiçek çocukların 60′lardan günümüze kadar dalga dalga yaydığı “Make Love, Not War” sloganın “Make Çay. Not War” şeklindeki coverından mı bahsetsem KISA KOLLU BAYAN T-SHIRT’lerinden mi bahsetsem(hani örtünmek temel zorunlulukardan biri ise kısa kollu tşört ile bu kızlar ne yapıyor ki?) bilemedim, bilemiycem.
Söz konusu tshirt/tşört neyse artık, kaynağı olan site ve Türkiye’deki satış ayağına bakabileceğiniz linki de yazının sonuna iliştiriyorum(artık almak istersiniz belki özenip bilemem..) Daha da önemlisi genç dini bütün(biz yarım yamalağız biraz ama kurtarma sınavıyla geçeriz diye umuyorum)yeni nesli, düz kareli gömlekler, sıradan babasının kopyası gibi ölü renklerdeki giyim tarzından ziyade, belki sokakta gördüğü akranlarının tarzına kendi yollarından sapmadan sokabilecek tasarımlar ile yeni bir dalga bu. Arasıra hepimizin şahit olduğu punk-türban, converseli,zincirli asi türban gibi insanı düşündürükçe salak eden tarzlara girmeye çalışarak ilginç bir açılım yapan yeni nesil, ailesi dinci/kapalı/tutucu artık ne derseniz gencolara yeni bir pazar hadi bakalım.
Turkish islamic genç style buradan.
İnternasyonal dini içerikli giyim şuradan.
Bir de bana bir iş yaptırdıktan sonra dönüp bir teşekkür bile etmeyen insanlar emin olsunlar onlara içimden küfrediyorum; şair burada Türk insanının öküzlüğünden dem vuruyor.
Hadi iyi akşamlar.
Şu elimde görmüş olduğunuz…

Melebayın!
Nasılsınız efendim, iyisiniz iyi, yiyip içip büyümüşsünüz siz de boş durmamışsınız belli…Madem o kadar iyisiniz bir de şu elimde tutmuş olduğum siteleri görün daha da iyi olun. Şimdi yazıma esasında işlevli olup olmadığı bir türlü anlaşılamayan cihazlar misali bulduğum bir sitenin adresini vererek başlıyorum, usernamecheck.com, efendim kendisi internet alemindeki popüler olan onlarca komün sitesinin (wordpress’tir, yahoo’dur, last fm’dir vs vs.) kullanıcı adlarını tarıyor ve arattığınız ismi bu sitelerde daha önceden alınıp alınmadığını gösteriyor. Tam bir dolma sarma makinesi misali acaba kullanışlı bir şey mi değil mi diye bocalayarak bu cümlemi bitiriyorum. Bir diğer site ise en azından bir işe yarayabileceğini düşündüğüm bir kaynak, free info society, bu adreste Calculus’den, İtalyanca dil öğretimine, Nükleer fizik teorilerine, Linux’den, savaş tarihi kitaplarına kadar toplam 720 e-book bulunuyor. Farkındaysınız öyle ağır konular yazdım ki işinize yaramasa bile “aman hanım sus sus..” diyerek uzaklaşır, “ne bunnear yeaaa” diye burun kıvıramazsınız.. Vereceğim son adres ise yazı fontlarını değiştirmek için çok leziz bir kaynak olan dafont, photoshop kullananlar genelde böyle şeyleri bilir ama daha ara ya da amatör kullanıcalar için güzel bir kaynak olabilir gibi geliyor bana yoksa şüphem mi var? Yazıdan tıkladığınız kısımda sitede Top 100′e girmiş fontları görür artık gerisini de kendiniz getirirsiniz diyorum. Valla bugünlük benden bu kadar, bişey lazım olursa cepten ararsınız zaten…
Yorum Yapın
Yorumlar (1)
Yorum Yapın

