‘Kişisel’ Kategorisi için Arşiv

Gündelik faydasız yaşanmışlık

Çocuğun sesi uzaktan hoş gelir. 5 metreye kadar güzel gelen çocuğun yaklaştıkça sümüklü, salyalı, durmadan soru sorabilen, gereksiz fazla enerjiye sahip, ellenmemesi gereken her şeyi elleyen, ağzına sokan, sokmazsa yere atan, yerdeyse yukarı kaldıran bir canavara dönüşmesi davulun sesi uzaktan ata sözünü haklı kılmıyorsa nedir. İnanın veletler ben de sizi sevmek istiyorum, çok çabalıyorum ama biraz da siz yardımcı olsanız, ha gülüm?..

İnsanların mekana sahip olunca, kendi mekanında çalışan insandan işi daha fazla biliyormuş tribine girmesi, en büyük suçlardan biri sayılsın anlıyor musunuz. Yakında ama çok yakında bana “bence şurdan çekseniz daha güzel olur…” diyen ilk kişinin gözlerinden lens, derisinden çanta ve kılıf yapıcam çünkü, kamuya, halka hizmet olarak, yol olarak sunacam o kişiyi, valla diyorum.

Beta model balığım var, adı Alpha, yediğinin 2 katı sıçıyor, adeta ben gelince kafasını cama yaslayıp bana bakıyor, camdan bir buz koyma kabının içinde yaşıyor, diet yapıyor, genelde vaktini evde geçiriyor ama düzensiz uyuyor, tv izlemiyor, müzik dinliyor. Özünde iyi bir balık anlayacağınız, senden benden normal hiç yoksa…

Bir de insanlar yaratıcı cidden ya, baksana -> bakmalı

Tamam Javier Bardem’dir, Madonna’dır çirkin ama karizmetalik insanlar listesine sokulabilir ama Joaquin Phoenix’i biraz saçma buldum be NTV ve MSNBC.

En kötü 20 albüm kapağı isimli listeyi yollayan bu siteyi bir de Unkapanı’na davet edelim ki dünya kaç bucaklıymış görsünler, öyle kolay değil en dipte olmak, biz emek verdik aslan parçası, bu millet Ümit Beseni piyanosuyla birlikte kolay çıkarmadı göklere! Emeğimizi yedirmeyiz, hödöröö!!

İşte onların listesi;  Gavur işi
İşte bir Türk’ün hepsine bedel albüm kapağı; Hey yavrum hey!

Haber Kaynağını Gör  Canlı Haberleri Gör  falan diye böyle en tepede beliriyor ya artık Facebook’da ona iyice kıl kaptım, 300+ yazıyor misal bir tıklıyorsun, hani filmlerde gelir Orta Çağ’da bir ulak gelir haber getirir ruolu şekli, açılınca ucu yerlere uzanan parşömen gibi, padişahın fermanı gibi saçılıyor ortalara, bütün herşey akıyor, işte onun gibi olacak diye düşünüyorum. Ben sevemedim onu, karışıklaştırmasınlar ortalığı.

Kazı kazan konusunda bitmek tükenmek bitmeyen bir şüphenin esiri oldum heyhat! Bir gün olsun 2 lira’dan öteye bir meblağ kazanamadığım bir para ödüllü organizasyonun ağında senelerdir çırpınır dururum. Artık öğrendim gerçi, şans oyunlarının benimle bir alıp vereceği yok. Gerçi almasına alıyorlar da vermesine vermiyorlar. Bir gün olsun elime toplu sayılabilecek bir para geçmedi şans oyunlarından, çok istedim lan. Yeminle diyorum bak, yarın gideyim kazıyayım o kazanı 40 lira çıksın dönüp arkamı bakar, 1 tane daha kazırsam nolayım. Öyle küçülttüm hedefi. 40 lira lan, nolacak verseniz halbuki, yıllardır böyle bir arada gelir dellenirim, kazırım 50 Krş tamam çek oyna, bir daha 50 Krş, bi daha çek boş, bir daha oyna 1 lira, bir daha çek.. İğrenç bir ümit devir daiminde perişan oldum ağzını kırdıklarım. O ton ton yüzleriyle, “Umut ekmeğin olsun oğul” bakışlı amcaların masum görünüşlerinde kaybettiğim onlarca demir parayı biriktirsem şimdi bir kazak alırdım kendime(ya ne alacaktım o biriktirdiklerimle ev alırdım mı diyecektim, coşmayın hemen), hiç yoktan sıcak tutardı.

Bu arada dünyada 5 farklı siparişi aklında tutabilen bir garson varmış okurlar. Ben de inanmazdım, beni geçtim bilim inanmazdı böyle bir olaya, dünyanın yuvarlak olmayışı kadar şaşırtıcı olan bu olay soğanlı, et, lavaş, sadece domatesli ve tavuklu soğanlı tantuni siparişlerini kağıda yazmadan ileten ve akabinde yine büyük bir başarıdır ki o anda kendisine iletilen siparişe soğansız olsun dendiği halde inatla soğanı çakan ustanın aksine bir bir denileni yapan müşteriyi mesut kılan bir ekip gördüm. Çocuğa baştan da söylediğim gibi siparişi doğru getirdiğinde kendisini tebrik ettim, hörmet ettim, saygıda kusursuzdum. Vay anasını, düşündükçe şaşırıyor insan, böyle kuşlar falan..

Hassizeiyiğünler…

Başlık kafaya giyilir

Selamlar efendim. Bir arkadaşım dedi ki; Kavimler Göçünde herkesi satıp göçmeyen bir kavim varmış.

Zamanında çok değer verdiğim, saygıdeğer insan, yüce kişilik, esprili bir beyefendi Alf ile ilgili bir atılım yapmaya kalkışmıştım. Toplumda destek aradım, hatta metin de şöyleydi;

Alf’i Sevenler ve Özleyenler Derneği yeni üyelerini arıyor!  -Sanki hiç üyesi varmış gibi aramak-

An itibariyle kurulmuş ve üye sayısını rekor sayıda arttırmış(kuyruklu, püsküllü, yaldızlı yalan),  gelecek yüzyıla damgasını vuracak bir sivil oluşumdur(eli kulağında vurdu vuracak! valla…). Esas itibariyle Alf’i genç kuşaklara tanıtmak, reyting kaygısı olmaksızın her daim Alf izlemeye hazır, hatalarıyla doğrularıyla Alf’in izinden gidecek bilinçli ve samimi bir kuşak oluşturmayı hedefleyen dev bir yapıyız.  İçtiğimiz sütü burnumuzdan çıkarmaktan kaçınmayacak, kedileri tüm içtenliğimizle yiyecek ve bunu yeni nesillere aktaracağız. MSN yoluyla üye alımına devam eden ASÖD’e katılmak için kişisel iletinize Alf’i Sevenler ve Özleyenler Derneği – ASÖD yazabilir ve yeni üyeler arayarak bu dev oluşuma katkıda bulunup tarihe bir not düşebilirsiniz. (7 kişiyi geçemediğimiz gerçeği yüreğimde saklıdır)

Çay harareti alır… Diyorlar, beni terletiyorlar, sonra terim geçince kendimi serinlemiş gibi hissediyorum ama nedir bu bir kandırmaca mı. Bennen oyun oynamayın lan, gelin 2 üfleyin yanlarıma yanlarıma da gerçekçi olalım.

Cips bittikten sonra parmağını yalamayan kişi o cipse hak ettiği değeri vermiyor demektir. Bu da tarihe böyle geçsin. Aynı şeyi Haylayf’ını çaya bandırmayan adam için de söylerim.

-”Pınar tonight we dine in heelll!”
+Pe..pee.kii ben hemen giyiniyim aşkısı kızma..

Bir sinek tarafından uyandırıldığımda benim için bir başlangıç, onun için bir sondur. Aman diyim.

Bence King Kong’un ufaklığı da bir nebze büyüktür.

Moby, Pearl Jam, Muse, Basement Jaxx yeni albüm çıkardı. Arctic Monkeys de çıkaracakmış. Ama bence Florence + Machine’den Lungs albümünü edinin. Rabbit Heart adlı parça mükenbel olmuş.

İyi huylu, tatlı dilli, kafa dengi sevgili.  Bu cümle hakkında bulana veya getirene tam 100 bin lira veriyorum demişim zamanında. Vakit geldi, nakit yok. 3′ün 5′in hesabını yapmayın rica ediyorum.

Bu gecelik de bu kadar.

Unutmadan yazayım dedim…

Ya esasında öyle komiklikler, öyle güzel anektodlar geliyor da aklıma, tespitler falan yapıyorum sağda solda gezerken, not alma huyum olmadığından unutuyorum hep. Not alsam ortalama 2.76 kata kadar daha enterestant daha komik falan olurdum gibime geliyor. Evet merhabalar, aklıma bir şey gelirse unutmiyim diye açtım yazıyı. Durun şimdi elimde bir iki fotoşop işi var onları bitireyim yazmaya devam edicem.

Hm en son 24 Eylül’de yazmışım üstteki paragrafı, birazdan gelicem diyen kendime olan güvenimi kaybettim adeta.

O değil de, erkeklerin ne zaman pembe tşörtler giymeye başladığını anlamadan taşlı tşörtlerin bedenlerini ele geçirmesi ? Olmaz olsun derecesinde çok taşlı tşört giyen delikanlı, 3 ü 1 arada 10 kaplan gücünd2 yer yer 3 düğmesi açık pembe gömlekli erkekleri nasıl da çabuk kabullendin ey halk ? Kaç para yedirdiler modacılar, neler vaad ettiler de bu kadar sus pus kabullendiniz bu felaketi? Erkeği geçtim, dişi insan da bile sırıtacak kadar çok taş & pul ile süslenmiş göze, beyne zarar tşörtleri böyle çabuk kabullenmek affedilir gibi değil ? 5 yıl önce olsa giyeni gaylikle itham edecek cihandaşlarım nerelerdesiniz ? Ha banane giyen giysin, diycem ama gerçekten çevre kirliliği be yahu! Sürekli olarak insanların göbeğinin üzerinden seken güneş ışınları yüzünden kendimi arzulamadığım bir uzay filosu savaşı içerisinde hissediyorum, gerginim anlıyor musunuz!

Ayrıca sırf yalakalık yapıcam diye sevgilisinin çantasını (bildiğin bayan çantaları olandan bahsediyorum) taşıyan erkek… yardım amaçlı ve kısa süreli müdahaleleri küme dışı bırakıyorum…mümkünse görüşmeyelim.

Ekim de Zoot Woman konseri var, otto santral’de, gitsem ya?

Komün halinde fotoğraf çekmenin kime faydası var diye düşündüm geçen gün. Misal bir fotoğraf topluluğuna üye oldum bir arkadaşımdan sebep gel gelelim daha bir etkinliğine gitmiş değilim. Sanki 30 kişi gezip herkes aynı şeyi çekecekmişiz gibi geliyor, bir sağından çekecek sokağı biri solundan. Olur mu elbet fark olacaktır diyenler olacaktır. Bence olur. Benim yanıma sıkılmayayım diye bir kişi verin o bana yeter.

FAQ About Me

Yazıyorum yazıyorum cevap vermiyorsun ?

* Msnimin açık olması her dakika ona bakarak yaşadığım anlamına gelmez.

Bazı gerçekleri açıklıyorum; facebook’da girdiğiniz bir grup ile Türkiye’nin, Türkiye’yi geçtim oturduğunuz semtin ve hatta onu da daraltıyorum oturduğunuz ilçenin bile dengelerini alt üst edebileceğinize inanmaktan vazgeçmenin tam vaktidir. Anarşizim bu kadar, baş kaldırış, isyan, karşıt duruş, hak talep etmek gibi kavramların bu kadar sanallaştırılmasının ne kadar saçma olduğunu fark etme zamanı geldi de geçiyor genç insanlar.

Ernesto Che Guevara ABD’den ve Emperyalizm’den Nefret Eden 1.000.000 Kişi Bulabilirim ! grubunu kurdu.  Böyle hareket mi olur yavrum, Fidel Castro Barack Obama’yı Dürttü!  Karl Marx – Bu videoyu mutlaka listendekilerle paylaş! (Sağcıların gerçek yüzleri!!!)  Martin Luther Katolik İnançlarına Karşı Gelenler adlı gruba katıldı.

Oldu mu şimdi ? Ayak üstü becerildikten sonra Zeitgeist’i izleyerek acılarına merhem arayan pasifize bir toplumuz. Ha gerçi koy götüne 25 yıl sonra sular altındayız küresel ısınmadan mütevellit, bırakın sabahlara kadar partileyelim derim orası da ayrı, çipsler benden.

Ayşe Arman’ının yazılarını hayranlıkla okuyan var mıdır? Ya da Oray Eğin ? Oh wait…

Lost artık baymış olabilir mi, heyecanı kaçmadı mı biraz? Nerde ilk 2 sezon…

Esasında kalem kağıt taşısam aklıma gelenleri yazsam çok daha yazarım ben, dedim ya hep unutuyorum yazacaklarımı *telaşlıüzgünümsü surat*. Neyse geç oldu, ben kaçar.

Baslık atamadım

Bir defaya mahsus olmak uzere sizleri turkce karakterlerden arindirilmis bir blog yazisi ile selamliyorum yurttaslarim. Yapacak hicbir isin olmadigi bir sali gununde is yerinden blog yazacak kadar bos ve umarsiz bir insanim an itibariyle. F klavyede yazmanin ise beni 40 yas yaslandirdigini bildigimden hic oyle bir ise girismedim ve klavyeyi ingilizceye cevirip macintosh ile aramda dogacak yersiz surtusmleri onlemis oldum.

Malum Eylul ayinin götüm götüm gelip yanastigi gecen haftanin da sonlanmasiyla istemeye istemeye de olsa sonbahar sezonunun acilisini yaptik. Hatta bu gunlerde tum yurtta onumuzdeki son baharin genel havasi ile ilgili bir fragman, bir tutorial olsun diye yer yer yagmur da programimiza serpistirilmis durumda. Film izleyip, oyun oynamaya doyacagimiz onumuzdeki yaklasik 6 aylik periyod icerisinde merak ile bekledigim filmleri zaten bir onceki yazida yazdigimden tekrardan hic o konuya donmuyorum, neden doneyim ki ? Oyun didin. dediginizi duyar gibiyim. Oyunla mi dogdunuz! Hayat oyun degil dostum! (Fark ettiyseniz gecistiriyorum) Ne bileyim ben siz oyun oynayan insanlar misiniz, ne seversiniz ne sevmezsiniz ne tavsiye edicem size ben ? Sirf para kazanmak icin fikrini sordugunuzda “aa o mu o x super abi” diyen adam mi olayim yavrum? Ne var yani cumlenin buraya gelecegini nerden bileyim. Arastirmadim ne oyun cikacak yakinda diye ne var yani, evet olabilir. Zaten Diablo III ne zaman gelecek belli degil. SC 2 2012 Kasim’da geliyor 3 sene var yani adeta saka gibi sinirimi bozdular. Lan 5-6 senede bir oyun mu yapilir lan bizi mi yeyonuz ? Var ya bunlar “yarin calisiriz abi, obur gun baslayalim abi haftasonu acayip guzel olacakmis disari cikariz ehe..” diye diye daha dune kadar oyunu yapmaya baslamadi bence. Ulan kunil misiniz lan siz yer mi anadolu cocugu, o oyunu haftasonuna masamda istiyorum……bak hala!!

Bir de yerel radyolarin reklamlarinda sese eko verme hadisesinin hala devam etmesi ?

-Ekol Kundura’da sonbahar firsatlarina cok sasiracaksiniz.. sonbahar firsatlarina cok sasiracaksiniz.. cok sasiracaksiniz…..
Erkek, bayan, cocuk ve okul ayakkabilari kredi kartina tam 10 taksit..tam 10 taksit..

*fondaki kotu muzik* Ekol Kundura Hosnudiye Caddesi No 14′de, Telefon 903 34 90…*fondaki cok kotu muzik*

Neden ulan! Neden hala yanki yapiyorsun neden bıkmıyorsun, bizim bilmedigimiz bir bilgiyi mi sakliyorsun, uzaydan geri seken ses dalgalarini kullanan ve insanin zihnine kazinan cok ote bir teknolojinin sahibi misin sen yerel?! Neden baska hicbir memlekette, hicbir sektorde esine rastlanmayan sese eko verme teknigini, bilim kurgu seviyesine geldigimiz su yilda bile boylesine coskuyla kullaniyorsunuz yereller, yerel radyolar neden yapiyorsunuz bunu, hic mi sevmiyorsunuz moderni, canina yandiklarim soyleyin nedeeeggn…

10+ yildan sonra gunes gozlugu aldim. Kendi icimde gunes basta olmak uzere tum gunes sistemine karsi verdigim onurlu ve cefakar mucadelem bugun yenilgi ile sonuclandi. Alnin kirisir dediler dinlemedim. tak bak rahat edersin dediler dinlemedim, ultra dediler viyole dediler donup bakmadim bile. Lakin bugun kendi rizamla bir gunes gozlugune nakit para verdim. Aslinda 25 yil gunde ortalam 10+ saat bilgisayar basinda olmamin bana hediyesi olan 1 derece miyop olan gozlerime gozluk bakmak icin gittigim gozlukcude 4 gozler alemine dalip cikacagimi dusunurken, kendimi ajan gibi bulmam cok kisa surdu. Merhaba 4 gozler araniza hos geldim. Ha gerci ben sadece evde ve is yerinde(benim bulundugum studyo katinda baskasi olmadigindan) yani beni kimsenin goremeyecegi zaman dilimlerinde takacak olsamda artik sizi daha iyi anliyorum 4 gozler, ehi.

Ayrica her yagmur yagacaginda benim bir yerlerim agriyacaksa bunun altinda baska bir is ararim. Kizdirmayin lan beni. Hadi bakalim 4 gözümü de alayip gideyim burdan, çav.

OH! Hello guys…


Selam insan. Naber napıyorsun? Nedir yani son zamanlarda boşladım diye surat mı yapıyorsun evladım. Ben ister miyim böyle olsun, ben ister miyim büyük balık küçük balığı yutsun. Ben istiyorum ki herkes mutlu olsun.

İş hayatından alınan dersler;

Yavşak ya da halk arasında bilinen saf tabiriyle cana yakın ve sevimli olmak prim yapıyor. pek tabi yerinde kullanırsanız. iş yerinde anlaşabildiğim 2.5 tane insan evladı vardı benim misal. dı diyorum zira birisi işten ayrıldı, bir diğeri ise askere gitti. bu durumda .5 insana dönecek olursak o da o buçuğu zararsız ama sıkıcı bir insan olmasından alıyor. iki geyik çevirip hiç bir şey yaşanmamış gibi hayatınıza geri dönebileceğiniz cinsten. bu durumda birisi müdürüm hem de arkadaşım konumunda olan insanın ayrılması ve diğer elemanın aka bro’nun askere gitmesinden mütevellit ortalama 40+ çalışanı olan iş yerimde hayatta kalabilmek için saat 09:00 – 19:00 arasında yavşak bir insana dönüşüyorum.

ha yavşaklık yapmıyorum ama adeta bir iki kişi hariç herkesin sevdiği bir insan olmayı da başarmış konumdayım. ki onlarda bana olmayan akıllarıyla işimi öğrettiği için paketlenip gönderilmiş olmalarından beni sevmemeleri trilaylaylom. misal insanlara selam vermeye başlayıp, geçerken garip ayaküstü geyikleri çevirerek ortamda bonus biriktirilebildiğini gördüm. adamın hayatına bir tane bile artı katmadan, iş dışında görüşmeye bile tenezzül etmeden “oo kanka” şeklinde bir title ı da rewardlar arasına çakıştırmanın böylesine kolay olduğunu fark ediverdim işte. halbuki ben geçirdiğim 3.5 ay içerisinde 40+ kişiden 6-7sine selam vererek hayatta kalabiliyordum. ne oldu bana, bir bok olduğu da yok afedersin sadece iş yerinde sağlam kalelere bir takım iş kolaylaştırıcı hamleler, iki gereksiz espri ve fikirlerine kafa sallayarak bir anda sevilen insan oldum. ha bak ısrar ile söylüyorum dışarda görsem merhaba merhaba.

ha şimdilik işin eğlencesindeyim, yarın öbür gün sıkılayım tekinize selam vermem orası benim bileceğim iş canlar. üniversite hayatımı ortalama 10+ kişiye selam verip muhabbet ederek bitirmiş, gereksiz insana, boş insana zerre bulaşmamış, görüşmemiş, sahte kankacılıktan dolandırıcılığa uzanmamış bir insanım.  şimdi de gündelik iş tripleri içerisinde yalnızlığımı üzerinizde psikolojik deneyler yapıp, şirket içinde “neden olduğu bilinmediği halde sevilen insan” statüsüne ulaşarak dolanıyorum ortalarda. departmanıma neredeyse zerre iş gelmeyen şu günlerde yatan adam değil sevilen adam olmamı da sizin bu ucuz numaralarına borçlu olmam ne hoş değil mi… vay anasını, iki selam ettik kanka olduk iyi mi…

gel gelelim merakla beklediğim ve hani haberiniz yoksa, abiii bak bak mutlaka izle diye hemen yırtınacağım filmlerin isimlerini ve hemen yanlarına trailerlarını iliştirerek işe başlıyorum;

district 9 -> trailer
9 (sadece 9 evet farklı bir film bu, artı fragmandaki parça über başarılı, coheed and cambria’dan welcome home) -> trailer
avatar -> trailer
the book of eli -> trailer
shutter island (deli olacak gibime geliyor) -> trailer
where the wild things are -> trailer
tron legacy -> trailer
the imaginarium of doctor parnassus (bu ultra fantastik olacak acayip bir şey bekliyorum)   -> trailer

işte böyle bir şey canlar.

Bu arada ne nod32 ne de kaspersky canlar avg 8.5 e geçtim pırıl pırıl bir dünya. hadi yatın uyuyun artık. yakşamlar.

Müzik! Daha fazla müzik!

Har har har, içim dışım, ağzım yüzüm müzik! Her yerim mp3, her yerim albüm, her yerim ses, her yerim nota. Üstüm başım sesli harflerle doldu. Duramıyorum anlıyor musunuz duramıyorum, ardı ardına, durmadan yeni müzikleri bilgisayarıma indiregandi. Her sabah evden çıkmadan mp3 playerımdaki yeni klasörünü 3 er 7 şer yeniliyorum. Her geçen gün kulağıma yeni komşular geliyor. Oo siz de mi burdaydınız, haydi yahu pauselamaya mı geldik diyerek başlıyorlar tıngırdamaya.

Emin olun yeni müzikler deryasındaki yolculuğumun nereye gittiği konusunda en ufak bir fikrim yok. Farkında olduğum şey ise ne kadar hızlı olursam olayım orda bir yelerde insanlar süper müzikler yapmaya devam ediyorlar ve hepsine yetişmem mümkün değil. Fekat, lakin, İSTİYORUM LÖYN! Daha bugün iş yerinden birisinden 60gb mp3 arşivi aldım “ehe ehe kesin burdan da yeni bir şeyler çıkar” diye ellerimi ovuşturarak.  Sanki sayısı onbinler ile ölçülmeye başlanan mp3 arşivimde herşey tükenmiş de ben yeni bir derya buldum diye seviniyorum. Yok öyle bir şey, indirdiğim albümlere, tekil şarkılara yetişemiyorum bile. Kabaca bir hesapla birkaç bin şarkı geriden geliyorum. Download klasörüme yanaşan tüm parçalar hızlıca winamp’e boşaltılıyor. İyi parçalar elemelerden geçerek hemen tekrar dinlenmek üzere ikinci sınava kadar bir köşeye alınıyor. İkinci testten de geçenler ertesi gün rıhtımda bekleyen ipod’a binip benimle işe kadar geliyorlar. Afyonun patlatılmasında ki katkılarından dolayı kendilerine teşekkür edildikten sonra en kısa zamanda yeniden dinlenmek üzere dolaba kaldırılıyorlar.

Duramıyorum, a ha bak şu an mp3list durdu mesela durun bir saniye yeni gelenlerden 3-5 bir şey atayım listeye 1 sn…  (Evet cidden durdum ve yeniledim listeyi, ehem geldim) Hiç tv izlemiyor olmam, hemen hemen hiç radyo dinlemiyor olmam da bir şeyi değiştirmiyor. En kötü, çok çaresiz kalırsam, 1-2 ayda bir mtv, billboard, radioeksen listelerini talan edip ismi güzel gelen(evet ciddiyim bugüne kadar bilmediğim gruplar hakkında hangisini çeksem lan şeklinde tereddütte kaldığım zaman hep ismini beğendiğimi çekmişimdir.) parçaları listelemeye başlıyorum. Hele ki geçen gün 6 sene önce tanıştığım güzel arkadaş, çiçeğim arım balım peteğim (ahıauha) SoulSeek’i tekrardan hatırlamam la iyice durdurulamaz bir canavara dönüştüm. Kendileri müzik arama programlarında bir efsanedir. Asla bulamayacağınızı düşündüğünüz bir şarkıyı, hayatınız boyunca ismini duymadığınız yüzlerce grubu burda bulabilirsiniz. Programı kullanan kişilerin paylaşıma açtıkları dosyalar arasında gezinip ismi güzel gelen gruplar arasından istediklerinizi indirebilirsiniz vs. Ne Limewire, ne dağ bayır. Yüce Rabbim senelerdir unuttuğum bu güzel programı istemeden kırdıysam beni affetmesini sağla, searchümü canlandır, downloadlarımı coştur, arşivimi doldur… Türkiye’nin tek düzgün forumu paticik’in müzik sayfalarında doyumsuzca fink atışlarım da cabası, last.fm, gnoosic yardım almadığım yer kalmıyor. Hep daha fazlasını iste sloganının bokunu çıkardım afedersiniz.

Ve böyle müzik delisi bir insan ne tek kelime gitar çalar, ne de ortaöğretim hayatında flüt ile düzgün bir solo atmıştır. Öyle de şeyler. Ha bu arada bedava olarak gelen kombine Rock N Coke biletimi de “gitmiyorum, gidemiyorum” diyerek geri çevirmek zorunda kalmam da benim gibi bir adam için bir cezaların en büyüğü değildir de nedir. Kahrolsun kapitalizmin çarkları! Cumartesi ve pazar günü çalışacak olmam ve 1 ay sonra izin kullanacağımdan ekstra izin alamam sorunsalı yüzünden bir pırodici bir razorlight bir nayn inç nails dinleyememek reva mıdır, yanacaksınız patronlar, hepiniz yanacaksınız lan.

Benim gibi arşiv meraklısı bir insansanız ve ulan ucu kaçtı bunların, isimleri düzenlemek gerek, bir liste tutmak gerek falan şeklinde fikriniz varsa ama henüz bir şey yapmamışsanız,

Collectorz.com Mp3 Collector Pro ya da film, dizi arşivi kasıyorsanız Personal Video Database Movies’i bir yerlerden edinebilirsiniz. Arşivinizdeki filmer için Imdb’den takır takır filmlerin içeriğini, afişini, oyuncu listesi vs detayları masaüzerinde bulabilmek falan bunlar güzel şeyler.

Hm başka ne diyecektim, hah, beemp3.com bu siteyi henüz bilmiyorsanız geç olmadan sömürün derim, arayıp bulamadığınız nice şarkıyı bulmaya yardım eden acil durumlarda can kurtarıcı bir site, kim nasıl yapıyorsa gözlerinden öperim.

Demek ki neymiş;
http://www.slsknet.org/
http://beemp3.com/

Yiyakşamlar efendim.

Add new post dediler, emredersiniz dedim.

Sayfayı açtım bakıyorum, “Add New Post” yazıyor, emir kipi sandım, bu sebepten yeni bir yazı yazmaya karar verdim yoksa çok bir niyetim yoktu sıcağın alnımı karışladığı bu nadide günlerde enerji sarfiyatımı minimum düzeyde tuttugumdan yazı yazmayı bile zul gördüm, görürüm.

Sıcakların insanların vampir gibi davranıp karanlık çökünce hareketlenmesine sebebiyet verdiği şu günlerde ben de evde az enerji ile çok eğlence noktasının vardığı yer olan film izle, müzik dinle, gerekirse yemek ye üçgeninde yaşıyorum. Klima kumandasının elimin altıncı parmağı gibi şekillenmesi ise gözüme batmıyor bile. Bardağa koyduğum suyun ağzıma varana kadar ısınmasından korkarak yaşıyorum, sıcak olan yemeklere, en güzel kebaplara, dağlar gibi hamburgerlere bile zor katlanıp meyva tanrılarına şeftalileri, karpuzları bir bir kurban ediyorum. Ve öğlen saatlerinde bana iş getiren herkese “ÖLECEKSİNnn” diye içimden tıslıyorum. Sıcağı düşünmemek için kendimi müzikle hipnotize etme yolunu seçiyorum, empiüş playerı kulağıma takıp en güzelinden, insanı hayata bağlayan şarkılar açarak “ehe hehe ne güzel lan her yer kuşlara bak şerrolar nasılda uçuyor,  çocuğa bak lan ibiş gibi nasılda sevimli, ohohoy karpuza bak lan sudan ucuz hemen alayımmış..”, şeklinde beynimi bir kandırmacanın içine sokarak a noktasından b noktasına hareket ediyorum.

Bu kendimi kandırmaca seanslarında müzikal açıdan desteğini benden esirgemeyen Röyksopp’a ayrıca teşekkür ederim. Junior isimli son albümleri ile grup bence şu ana kadar ki en güzel, en kral, en fevkaladeşinas işlerini çıkarmış. Ya da ben ‘You Don’t Have A Clue’ parçalarını kulağım sürmenaj oluncaya kadar dinlediğimden gerçekleri ayırt edemiyorum. Ama evet az önce ismini yazdığım parçaları mükemmel olmuş, dinlemeyenlere 3 vakte kadar edinin diyorum. Bu aralar kulağıma takılan döne döne tekrar tekrar dinlediğim tavsiye edebileceğim parçaları da aşağıya iliştirmeyi bir borç bilirim;

- Röyksopp – You Don’t Have A Clue
- Aaron – Lilli ve ayrıca  Le Tunnel D’or
- The Dykeenies – Waiting For The Go
- Younger Brother – Crumblenaut
- Mando Diao – Gloria
- Veto – Built To Fail
- Racoon – Love You More

Şimdilik bunlarla bir başlayın sonra üstünü tamamlarız.  Ağustos ayının ortalarına kadar pazar günleri de çalışıp hafta içi izin yapması gereken bir bünyeden daha da fazla iyilik beklemeyin derim. Oldukça sıkı bağlanmış bir iple Ağustos’un 20+ sını bekleyip, tatil hayalleri kurup duyduğu her su sesini, “NÖlüyor lan deniz mi geldi?!” şeklinde yorumlayan bendeniz, hem patronuna isyan etmek istemekte hem de kriz ortamında işsiz kalmanın kıça dayanan korkusu ile içinde koşan atları dizginlemektedir. Bu durumda havuz kaç saatte dolar ? Ühühühüm havuz demeyin lan.

www.amazing-planet.com şu siteye tıklayın fotoğraflara bakın sonra da 3 kez kendinize, “biz bu dünyanın içine sıçtık” diyin efendim, iyi geceler.

3 gün dedim, 5 gün dedim bayadır gelmedim…

Merhabalar kıyasıya sevdiğimin insanları, merhabalar Mezopotamya’dan Yukarı Uruguay’a uzanan vatandaşlar!
Mart ayından beri sebebini bilmeksizin verdiğim bu yersiz ve saygısız aranın ardından durmadan hortlayan Muazzez Ersoy gibi, İngiltere’de yeniden doğan Anelka gibi geri dönüş yapmaya karar verdim efendim. İş, güç, yorgunluk, gece hayatı gibi sebeplerin kendimi sizden, sizi kendimden mahrum etmeme bu deli gönül daha fazla razı olmadı, olamadı.

Bu kadar süre yazmayınca lan baya da bir şey birikmiştir he, baya yazarım birkaç gün ard arda diye düşündüm ne yalan söyliyim. Fakat hiç de öyle bir şey yokmuş arkadaş, mukavva gibi, tahta gibi duruyorum burda. Ne birden ilham gelen yazar ruhu ne de ulan dün bak ne oldu diye bir geriye dönük yaşanmışlık hikayesi ile yardıracağım bir yazı konusu bulamadım. Artık uzun süre ara vermekten midir bilemiyorum. Gerçi oturup üzerinde kafa patlatmadan anlık beyin akışı ile yazı yazan, bundan da bir sıkıntısı olmayan bir blog sahibi olarak çok tınmıyorum.

9 – 7 çalışıp yemek yiyip sonrasında içip gezip 3 de uyuyan her insan kadar boş ve hoş geçirdiğim günlerimi taçlandıran ucuz votka ve Tekken 5′e burdan teşekkürlerimi sunarken, yeniden sahalara dönen bir başka değer olan gastritime de burdan selam ederim. Ha arada da fotoğraf çekiyorum işte, çektikten sonra akşam haldır haldır eve gelip photoshopta onlarla debelenip es kaza beğendiklerimi flickr’a, DA’ya falan koyuyorum akşamı ediyorum. Ediyordum.  Pek yakın zamanda gelen yaz mevsimi adını verdiğimiz “coşalım gezelim hoyloyloy” dönemi ile birlikte herşey gibi onu da saldım. Ne pis mevsimmiş arkadaş kıçımın üstünde oturamaz, durduğum yerde duramaz oldum. Eve girdikten 15 dakika sonra artık hangi genimse, beynime bir çimdik atıyor ve koştur koştur evden geri çıkılıyor. Bazen azmediyorum, böyle pencereden kedi gibi bakıp, “dışarısı da güzel ama ben salayım bedeni burda oh mis..” derken bile sol lobum ile sağ lobum arasında yaşanan bindirmelerin takırtılarını duyuyorum. İçimi kıpır kıpır eden yaz mevsimi enerjimi, zamanımı, paramı, mide balansımı çalarken halimden son derece memnun bir vaziyette hali hazırda gelmeyi bekleyen sonbahara sürekli faul yapan şerefsiz futbolcu gibi bakıyorum. Her yaz olduğu gibi daha Haziran’a girmemizle “Ulan kış gelecek!” diye bir tedirginlik kaplıyor içimi. 9 ay boyunca bu 3 ayı bir bekleyen bir birey olarak yaz ve yaz olmayan mevsimler arasındaki bu dengesizliğin giderilmesi için yetkililere buradan sesleniyorum. Dikkate alınsın. Kime diyorum ?

Fizy.com’u, beemp3′ü, mükemmel bir winamp eklentisi olan DFX Audio Enhancer’ı, güzel bir albüme imza atan Röyksopp’u, Novum dergisini, votka+elma suyu+limon+buzu burda huzurlarınızda anar, ne bunlar ki diye düşünmenize sebebiyet vermeleri için yazının sonuna ekler daha iyi kurgulanmış bir yazı ile karşınıza gelene kadar müsade isterim… Müsade benim.

Kompozisyon yazmaya da başlayamazdım bir türlü

drevnie_pc_04-791011Lise de ya da orta okulda Türkçe sınavlarında bazen 40 puanlık kısmı böyle kompozisyon falan yaparlardı ki ben acayip sevinirdim zira bir şey bilmeden puan alabildiğim yegane yer idi. Lakin aynı şu an da olduğu gibi başlığı ne yapayım lan ıh mıh derken verilen zamanın yarısını yediğimi bilirim. Sonra kalemin kadranını 250′ye vurdurur beynimi kusardım kağıda. Bir kere olsun, “kalemleri bırakıyoruz” uyarısı ile kalemi bırakacak kadar hazır olabilmiş değildim. Ya “hocam ismimi yazmayı unutmuşum ehe mehe” ya da “yanlış yazmışım onu düzeltiyorum, valla?” diyerek ve hocanın kağıtları öbür sıralardan toplamaya başlamasını umarak yıllarımı geçirdim azizim.

O yüzden hele ki hastalıktan yeni çıktığım, beynimin 3 te 1′inin burnumdan akıp gittiği şu günlerde oturup da yazıya başlık arayacak değilim.  Sanıyorum  ”anlaamazdıın anlaamaazdııın” şarkısına iş yerimde 559′uncu kez maruz kalışım da ateşimin çıkması ve durmadan akan burnumu silmek uğruna yurdum ormanlarını kurutacak kadar kağıt mamül kullanmama sebebiyet veren bir başka etken. Renkli baskı, 1. kalite hamur selpakla burnunu silen adam, işte o benim.

Son dönemde gördüğüm şudur ki facebook’da bir yutub, bir metacafe, bir akıllı tv oldu çıktı. Birkaç haftadır video paylaşımı coştu site de, her gün en az  7-8 tane video share edilmeye başlandı. Yutubu aramaz oldum, insanların yattı mı kalktı mı, öldü mü kaldı mı, koştu mu coştu mularından sonra artık ne izlediğini de bilir oldum, bir big brother oldum, yaktın beni facebook kazan gibi oldum.

Bir de utangaç balıklar için buzlu cam yapılabilir pekala.

Doymadım yazmaya arkadaş, doymadım elbet ve yine yeni yeniden belerdim karşınızda müşteri yolu gözleyen kapalı çarşı esnafı gibi, pide salonu şef garsonu gibi… Dünyadaki teröriklerin 3′te 2’sini tek başına yere seren Rambo bile doymamış, kamayı çıkarmış koşmuş, suyun içinden van gölü canavarı gibi,  crocodylus niloticus gibi(halk arasında nil timsahı diye de bilinir!) çıkmış, erzak dağıtır gibi kurşun dağıtmış doymamış. Başarıdan başarıya koşmuş 10′u bir yerde 9 fiyatına gelen anarşiklerin beline beline vurup kahraman olmamış doymamış da ben nasıl doyayım ey halk söyleyin bana! Rambo 4 kez farklı yerlerde binbir aksiyona girmiş, gözünü budaktan sakınmamış yiğit bir abimizdir.  Colt’un tetiğine basmak için, bir pimi daha çekmek için arzu ile şevk ile yanan şu bedeni görün derim; Rambo V Vay anasını ya, vay babam vay ya, Rocky oldu, kelebek gibi uçtu, çeçe sinee gibi soktu doymadı, Rambo 1-2-3-4 oldu,  ormanları dar etti, yıktı geçti doymadı, ülkesinde omuzlara alındı doymadı da ben nasıl doyayım sizlere mukaddes halkım, onu geçtim siz bana nasıl doyacaksınz, şaşar kalırım… 

Bir de şu nefis çalışmaya göz atın der, zırt diye bitiririm yazıyı, zırt.

Bunny Suicide 

Sorumluluk aldıkça coşan adam

umutuYa bu kadar olmaz ama artık dedim kendime, neden demiyim ki, bu 5. açışım yazı yazma kısmını, başlığı attıktan sonra defalarca şu noktaya kadar geldim,  bir sebeplerden olsun, bir tembellikten olsun yazmadım, yazamadım. Eşeklik benim eşekliğim, sizleri bu kadar kendimden yoksun bırakmam gerçekten affedilir gibi değil lakin başka da bir seçeneğiniz yok, öhöm.
Efendim tez elden atılan başlıkta ismi geçen o çirkin yaraktıktan bahsetmek istiyorum. Bakmayın adam dediğime bunun adamı da var kadını da var, yaratığı da var. Örneklerlen izahat vereyim efendim, bir grup toplantısı olabilir, günübirlik bir okul gezisi olabilir, gönüllü bir aktivetede gerçekleşebilir fark etmez. O adam-kadın neyse artık o ortamda kendisine bir büyük boy yetkili tarafından sorumluluk yüklenmiş bir günübirlik başbakandır o ortamda. Tiz sesli bir bayan ya da gözlük-gömlek-toprak tonları kıyafetiyle otorite simsarı bir kareli gömlek kişisi.  Patronundan-dernek başkanından-hocasından aldıgı yetki ile kendisiyle yaşıt hatta bir olasılık, kendinden de yaşça büyük insanlara karşı esip gürlediği, kelebelek gibi uçup eşek arısı gibi sokmaya çalıştığı o müdaheleci kişidir. Kah “Arkadaaaşlaar sessizlliiiikk” derken yükselen o civelek sesi, kah şunun şöyle bunun böyle yapılmasını söyleyen iş-oluş-emir cümleleri ile gün içerisinde varlığını en fazla hissettiğiniz canlı olur çıkarlar. Bildiğiniz şeyleri yepyeni bir şey gibi parlayarak tekrarlayışından mı, iplenmediğini anlamadan haldır haldır bir komünikasyon devine dönüşmesinden mi yakınayım bilemez oluyorum bu tipleri her görüşümde. Kaldırılacakların başına koştururken, kondurulacakların biraz daha sağa çekilmesini cihan üzerinde yapılacak en mühim işler sırasında ilk 5′e sokmalarından bahsetmiyorum bile.  Kendisine verilmiş bir bölüm insan üzerindeki yaptırım gücünü kullanırken omuzlarına yapıştırılan bu gücün altında ezilmemek için çabalayanlarda bir başka model olurlar, dozunu tutturamayıp en yakın arkadaşına bile 3,4 karış surat yapan ve tüm gün bozuk atan parlak tokalı şaşasız kız, normalde sokakta görseniz kesmeye teşebbüs etmeyeceğiniz bu sorumlu müdür, şimdi verilen talimalatlara uyup uymadığınızı kontrol ederken sizi kıyasıya tarar, neredeyse print ederler. Bu tiplerin yer yer bilgisayar başında space tuşuna karpuza vurur gibi vurup tuşu kendinden geçirmesini fark etmişsinizdir. Space’e normalden sert basması yaptığı işin önemine yapılan vurgudur. Çat! ÇAT çatanak! Yüce rabbim öyle bir yazı yazıyor sanarsınız ki Times’a kapak yazan işte o. Ama değil sıçtığım değilsin işte. An itibariyle içine girdiğimiz aktivete bitsin yolda selam vermiycem ben sana ama şimdi ki zamanda yarattığın komünün yönetim biçiminin sorumlusu olman, seni yer yer diyaloğa girdiğim “geçiçi önemli kişi” yapıyor, sakın aldanmayasın sonun uzak değil. Şu da var o adamlar bir nokta da düzeni kuruyor, 30 tane yol bilmez ergeni güdüyor belki an itibariyle onlara lafım yok,  o 30 lise ergeninin ipini saldığın anda cep telefonundan birbirlerine mp3 atmaya başlayacaklar çünkü. Onlar üstüne alınmasın.  Bunlar edebinle oturan insanı bile geren bu illetere itafen bir yazıdır. Lafınızı bölüyorum aklınızda tutun lise ergeni deyince aklıma geldi (ULAN! Bir erkek saç modeli var şimdi son 1 – 1.5 yıldır tüm varoşlardan tikicanlara bir standart oldu böyle, kesin biliyorsunuz bak; arkada hafif uzun bırakılmış kuyruk gibi böyle enseden gelen kahkül gibi birşey gerisi böyle dikilmiş gibi.. ama ne saçmış arkadaş bütün 14-24 gençliğini kölesi yaptı,  yeminle bir düzine fabrikasyon parlak gömlekli, taşlı tşörtlü, sahte Converse’li garip tipler çıktı o saçların arkasındaki lanet ibibiklerini koparmamak için zor tuttum kendimi yarabbim…Gudik gibi bir kalkık saç, enseden perçem her 3 tipten 1inde yani, artık azalarak bitiyor sanırsam yüce tengri saolsun.) Neyse demem o ki rolüne kaptırdıkça coşan, otoritenin limitlerinde dolaşan bu faniler, ister bir üst rütbesinin olay mahalinde olmayışıyla geldikleri en üst sorumlu mevkiinin üzerlerine oturmayışından, esasında ne kadar tırto bir insan olduklarının bilinmesinden olsun, ister bir kişi tarafından belli bir süre ile oralarda ki otorite temsilcisi olarak konumlanmış olsunlar, rollerine kendilerini fazla kaptırdıkları vakit işte kendilerine böyle 600 kelimelik üstü kapalı döşettiriyorlar efendim. Yapmayın evlatlarım, yapmayın gençler, eylemeyin çocuğum, geçiçi ihtirasla çevrenizdeki insanlara hükmederken yaşadığınız anlık hazlara fazla kapılmayın. Yarın o arkadaşınızı kantinde görürsünüz zart diye sırada önünüze geçer dönüp de bakmaz bile bunu diyim bak. Çığrınızdan çıkmayın, havalara girmeyin, kimliğinizden sıyrılmayın lan! Yapmayın evladım, yapma yavrum, yapma çocuğum, yapma oğlum, davranma kızım, yarın karşılaşırız üstüne su sıçratırım bak kasti.

Sonraki Sayfa »