‘Komikli’ Kategorisi için Arşiv
Gündelik faydasız yaşanmışlık
Çocuğun sesi uzaktan hoş gelir. 5 metreye kadar güzel gelen çocuğun yaklaştıkça sümüklü, salyalı, durmadan soru sorabilen, gereksiz fazla enerjiye sahip, ellenmemesi gereken her şeyi elleyen, ağzına sokan, sokmazsa yere atan, yerdeyse yukarı kaldıran bir canavara dönüşmesi davulun sesi uzaktan ata sözünü haklı kılmıyorsa nedir. İnanın veletler ben de sizi sevmek istiyorum, çok çabalıyorum ama biraz da siz yardımcı olsanız, ha gülüm?..
İnsanların mekana sahip olunca, kendi mekanında çalışan insandan işi daha fazla biliyormuş tribine girmesi, en büyük suçlardan biri sayılsın anlıyor musunuz. Yakında ama çok yakında bana “bence şurdan çekseniz daha güzel olur…” diyen ilk kişinin gözlerinden lens, derisinden çanta ve kılıf yapıcam çünkü, kamuya, halka hizmet olarak, yol olarak sunacam o kişiyi, valla diyorum.
Beta model balığım var, adı Alpha, yediğinin 2 katı sıçıyor, adeta ben gelince kafasını cama yaslayıp bana bakıyor, camdan bir buz koyma kabının içinde yaşıyor, diet yapıyor, genelde vaktini evde geçiriyor ama düzensiz uyuyor, tv izlemiyor, müzik dinliyor. Özünde iyi bir balık anlayacağınız, senden benden normal hiç yoksa…
Bir de insanlar yaratıcı cidden ya, baksana -> bakmalı
Tamam Javier Bardem’dir, Madonna’dır çirkin ama karizmetalik insanlar listesine sokulabilir ama Joaquin Phoenix’i biraz saçma buldum be NTV ve MSNBC.
En kötü 20 albüm kapağı isimli listeyi yollayan bu siteyi bir de Unkapanı’na davet edelim ki dünya kaç bucaklıymış görsünler, öyle kolay değil en dipte olmak, biz emek verdik aslan parçası, bu millet Ümit Beseni piyanosuyla birlikte kolay çıkarmadı göklere! Emeğimizi yedirmeyiz, hödöröö!!
İşte onların listesi; Gavur işi
İşte bir Türk’ün hepsine bedel albüm kapağı; Hey yavrum hey!
Haber Kaynağını Gör Canlı Haberleri Gör falan diye böyle en tepede beliriyor ya artık Facebook’da ona iyice kıl kaptım, 300+ yazıyor misal bir tıklıyorsun, hani filmlerde gelir Orta Çağ’da bir ulak gelir haber getirir ruolu şekli, açılınca ucu yerlere uzanan parşömen gibi, padişahın fermanı gibi saçılıyor ortalara, bütün herşey akıyor, işte onun gibi olacak diye düşünüyorum. Ben sevemedim onu, karışıklaştırmasınlar ortalığı.
Kazı kazan konusunda bitmek tükenmek bitmeyen bir şüphenin esiri oldum heyhat! Bir gün olsun 2 lira’dan öteye bir meblağ kazanamadığım bir para ödüllü organizasyonun ağında senelerdir çırpınır dururum. Artık öğrendim gerçi, şans oyunlarının benimle bir alıp vereceği yok. Gerçi almasına alıyorlar da vermesine vermiyorlar. Bir gün olsun elime toplu sayılabilecek bir para geçmedi şans oyunlarından, çok istedim lan. Yeminle diyorum bak, yarın gideyim kazıyayım o kazanı 40 lira çıksın dönüp arkamı bakar, 1 tane daha kazırsam nolayım. Öyle küçülttüm hedefi. 40 lira lan, nolacak verseniz halbuki, yıllardır böyle bir arada gelir dellenirim, kazırım 50 Krş tamam çek oyna, bir daha 50 Krş, bi daha çek boş, bir daha oyna 1 lira, bir daha çek.. İğrenç bir ümit devir daiminde perişan oldum ağzını kırdıklarım. O ton ton yüzleriyle, “Umut ekmeğin olsun oğul” bakışlı amcaların masum görünüşlerinde kaybettiğim onlarca demir parayı biriktirsem şimdi bir kazak alırdım kendime(ya ne alacaktım o biriktirdiklerimle ev alırdım mı diyecektim, coşmayın hemen), hiç yoktan sıcak tutardı.
Bu arada dünyada 5 farklı siparişi aklında tutabilen bir garson varmış okurlar. Ben de inanmazdım, beni geçtim bilim inanmazdı böyle bir olaya, dünyanın yuvarlak olmayışı kadar şaşırtıcı olan bu olay soğanlı, et, lavaş, sadece domatesli ve tavuklu soğanlı tantuni siparişlerini kağıda yazmadan ileten ve akabinde yine büyük bir başarıdır ki o anda kendisine iletilen siparişe soğansız olsun dendiği halde inatla soğanı çakan ustanın aksine bir bir denileni yapan müşteriyi mesut kılan bir ekip gördüm. Çocuğa baştan da söylediğim gibi siparişi doğru getirdiğinde kendisini tebrik ettim, hörmet ettim, saygıda kusursuzdum. Vay anasını, düşündükçe şaşırıyor insan, böyle kuşlar falan..
Hassizeiyiğünler…
Nolüyür? Noolmüyür ki…
Abramoviç beylerin yemek ücreti 47 bin Dolar’ın Türk Lira’sına çevirilmesinden hemen ardından önce kaç fakirin doyuralabileceği sonrada neler alınabileceği, ortalama kaç asgari maaşa denk geldiği falan hesaplanıyor ya, sanıyorsam biz ırk olarak bunu otomatik olarak çarpıp bölen bir yazılıma sahibiz. Bir meblağa ortalama bir maaşın üzerine çıkıversin, hemen otomatik olarak alınabilecekler listesini tek tuşla çıkarıyoruz, bence daha da teknolojimiz yok diye yerinmeyelim derim.
Koray Candemir ile Serkan Çeliköz’ün Kargo’dan ayrılıp kurduğu grubun adı maSKkott olmuş lakin bence olmamış o isim, çiğ ve teenage kokuyor ne bileyim.
“Seni tenhaya çekip gülünü koklamalı” diye bir şarkı sözünün olduğu bir dünyada yaşıyoruz, hem varoş, hem romantik hem de tecavüzkar bir şarkıymışçasına.
Saatler 1 saat geri alınınca “Oh oh, 1 saat fazla uyıycaz” yorumunu her sene yapmaktan gocunmayan insan saatler ileri alınınca elbette ki az uyuduğuna üzülecektir, mantık o mantık çünkü ve yine aynı kişiyi takip edin göreceksiniz ki 31 Aralık günü size seneye görüşürüz esprisini ilk defa o bulmuş gibi şen bir edayla söylecektir. Biliyorum yüzümü kara çıkarmayacaksın “o insan”, sana güvenim tam.
Pazar gecesi olsa gerek, kısa süreli televizyon izleyişlerimden birini yapıyorum, Fatih gibi Altaylı gibi birine konuk olan yaşlı başlı, hatta kelli ve felli bir amca var anlatıyor falan haliyle, dedi ki, 365 gün için 365 adet takım elbise diktiren bir Rus varmış. Adeta hayretimle bakızlarken, şaşkınla sürüklenirken o adamın benim üstümü değiştirdiğimden fazla takım elbise değiştirdiğini fark ettim. Hayatımı böyle derinden sarsacaksa varsın Tv de yasaklansın!..
Vedat Özdemiroğlu’na çağrım azalarak bitsine alternatif olarak, hızlanarak bitsin, zira bazı şeylere akselerasyon lazım.
Megadeath yeni albüm çıkarmış. Bilgi olaraktan.
Bence Salma Hayek oyuncuysa Penelope Cruz daha bir oyuncudur. Düz mantık iyidir.
Yarratıcı; bunlar
Tarsem Singh’in 18 farklı ülkede, 26 farklı gerçek mekanda çekimlerini gerçekleştirdiği The Fall’da hiç özel efekt kullanılmadığını öğrendim. Filme zaten görselliği kadar farklı hikaye anlatış tarzı ve süper bıdık Catinca Untaru yüzünden hayranken daha da coştum. Yönetmenin titizliğindem mütevellit filnin çekim ve post-prodüksiyon aşaması 4 yıl sürmüş, emeğine gurban. Yönetmen abimiz War of Gods isimli bir filme de 2010 yılı içinde imza atacakmış diye bir beklenti var ki, bilmem heyecan mı yapayım…
Hala duymamış, kullanmamış birisi varsa, tüm masumve güzel insanlar için gelsin; makat, harbi diyorum lan girin bi.
İddia ediyorum KoYu EskişehirSporLu 1,000 kişi buLabilirim ! nasıl da hedefini küçük tutan, haddini bilen sevimli bir grupsun sen ahahaha…
Facebook kime mesaj atacağımı, kimi dürteceğimi senden mi öğrenecem lan, ağzını yumruk içinde bırakırım senin! Sürekli olarak bana sağ yandan yanaşıp yanaşıp, “Onu dürt!” diyorsun ve dediğin adam bizim bölüm başkanımız oluyor, yerse sen bızzıklasana ? Hani ya ?!
Görünmez adam; havalı, iyi mayışlı, manitalı ise Görükmez adam; sinsi gibi, nadir gibi, Görüşmez adam ise toplumdan soyutlanmış gibi, huysuz ihtiyar gibi olabilir…
İyi geceler.
Garipsemeden bir günüm geçmesin
Günaydın, iyi akşamlar, iyi kuşluk vakitleri falan, selam yani kısaca, artık hangi zaman
diliminde okunuyor ya da okutuluyorsam.
Şöyle bir şey daha aklıma geldi, “şu an da yetmiş milyon bizi izliyor” diyen adama “bir daha say da eksik falan çıkmasın” demek istiyorum. O kendinden emin tavırları dövülesiceler.
Ya da birisine ‘Çok değil cehenneme kadar yolun var’ diyebilirim. Demeyebilirim de.
Bu domuz gribinin evveliyatında kuş gribimiz vardı hatırlarsınız, işte o vakitlerden birinde televizyonda Karayip Korsanlarını izliyoruz, olay şudur;
ananem yerde yatan orlando bloom’a bakarak;
-niye atmış bu adam kendini tavukların arasına hani o kadar hastalık var diyolardı?..
Bir de şöyle bir olay var ki insan ister istemez bu komplo teorilerine inanabiliyor, teoride şu, bu tarz grip salgınlarının ekonomiye sıcak para akışını pompalamak için yapılması gibi bir durumdan söz ediliyor. Neden olmasın, devletler ne zaman kendi halklarını çok umursadı ki olası bir grip salgınından ölecek 1000 kişiye karşı gelecek milyonluk satışları görmezden gelsinler…
Ha bu arada Pürel yok satıyor, herkes anti bakteriyel tadındaki ürünleri yiyip bitiriyor yeminle.
Bu arada Olympos ağaç evler falan filan tabi de peki bu nedir -> BU
Peki her rock-gotik-alternatif tadında görünümü olan kişiye satanist/satanik denmekten ne zaman usanılacak?
Hadi o da bir şey değil de Sayın Bahçeli’nin Lost misali inanılmaz teorisine ne demek gerekir? Ahan da buyrun acayip kafalara;
Seda Sayan’ın programında çıkıp ağlayan, ağladıkça ağlatan, coştukça coşan, inim inleten sızım sızım sızlatan sabah bayanlarının bazılarının seçmece olarak parayla orda olduğunu elbet biliyorduk da, bir de mağduruz ayağına yatırılarak sunulan acılarını paylaşmak zorunda bırakıldığımız(?), göz pınarlarınızı küresel ısınmadan daha da hızla kurutan kadınların da bir ajansa bağlı olarak çalışıp rol kestiğinin ortaya çıkması durumu nedir peki…Ağlamayana meme yok, ağlayana meme çok. Tebrikler dürüstlüğün, doğrulun yüce timsali kadırgalımız!
E kalın sağlıcakla…
TRT’ye göz kırpan kapanışımdan hızla iğrendim.
Anti Klişe Timi, YAKALA!
Misal bir amerikanlı ekşın filmindeyiz, kanlar oluk oluk akıyor, her yer patlıyor, patlamayan yerlere de patlayıcılar döşeniyor o derece.. peki ne oluyor, 911 in aranması gerekiyor ancak biri çıkıpta “call 911″ demeden kimse 911 i aramıyor. Bu durumda ne olur ?

Misal yine bir amarigan filmindesiniz, öndeki arabayı falan takip ediyorsunuz araba durdu ineceksiniz bozuk para aramadığınız gibi paranin üstünü de almazsınız,taksimetre ne yazıyorsa cepte hazırdır. Bu durumda ne olur ?

Dünyalar kadar atış eğitimi almış, almanyadaki halasını bile kaşının ortasından vurabilecek olan polis memurları mümkün değil kaçan arabayı & adamı vuramazlar. Bu durumda ne olur ?

Yaşanması en zor olan yer Kalahari Çölü olduğunu söylemişlerdi bir kez, burda çok mu kolay sanıyor o çöllüler, sorarım onlara…
Ha bir de acaba Çin’de tenha yer diye bir şey var mıdır ?
Ya da “Asıl Adam”ımızın mutlaka ve mutlaka intikam alması gerekmediği bir film var mıdır ?
Eyfel kulesine gidip önünde çektirdiği fotoyu facebook’a koymayan var mıdır ? Varsa alkış alır mı.
Mac kullananların kendini çok farklı ve en mükemmel teknolojiye haiz sanması…
Fotoğraf makinesiyle kendini aynadan çekip avatar yapanlardan bahsetmiyorum bile. Bahsetmiycem evet.. Karizmatik olan siz misiniz makine mi ? Yo hayır onlardan bahsetmiycem bile, eminim bir kuraklık ya da meteor çarpmasıyla türleri yok olacak.
X’ten nefret eden 1milyon kişi bulabilirim. Bulabilirsin de onlarla bir şey yapabilir misin peki ?
“aksiyon filmlerinde şimdi siktim ananı bakışı” ahaha ben demiyorum ek$i’de gördüm, güzel klişedir.
Facianın eşiğinden dönülmeyen bir haber bülteni görmedim, duymadım.
Al da at dercesine bir pas-ların bazen atılamadığını görüyoruz, üzülüyoruz tabi… Ha bir de topun ağlarla buluşması vardır ki, ya kimle buluşacağdı, senne mi buluşacağıdı demek isterim bu sözü duydukça…
Saw’ın 6.sı da çıktı ya ben daha bir şey demiyorum.
http://www.imdb.com/title/tt0386117/ – Daha önceki yazılarımdan birinde aha da merakla beklenesi diye uyardığım film Where the Wild Things Are cidden yardırıyor sanırsam..
Boyzone diye bir grubun varlığından daha acısı Greatest Hits diye bir albümlerinin çıkması mıdır, kararsızım.
Shakira’yı şakir ağa diye telaffuz etmekten belki de hiç sıkılmıycam, bu da benim klişem olsun.
Jack Johnson konser kayıtlarından derleme En Concert diye bir albüm çıkarırken aynı gün yani cuma günü, Morrisey Swords adında 18 parçalık yeni bir albüm çıkardı. Ha bir de Within Temptation Utopia isimli bir single çıkarmış. Fazla bilgi göz çıkarmaz.
Ve son kez hepimiz için gelsin;

Her yazıda bir başlık bulmaya çalışma mevzusu canımı sıkar oldu.
Merhaba, merhabadan öteye bir ilişkimiz yokmuş gibime geliyor bazen okuyucu. Alınıyorum ister istemez. Beğeniyoruz diyorsunuz, gelip bir yorum yazmıyorsunuz yazılara. Bakın benim gibi değerler kolay yetişmiyor bugün. Destek olacaksınız ki, benim götüm kalkacak, daha da gazlanacam, bilim için, kültür için daha faydalı eserlere imza atıcam. Bir Orphan Pamuk gibi nobel milyorderi olacam ama ondan daha delikanlı bir insan olup, aldığım parayla sizi kebapçıya da götürecem. Beni daha da çok seveceksiniz falan filan, süreç bu kadar basit. Hadi bakayım.
Bu arada Facebook, Myspace gibi sitelerdeki “Tanıyor olabileceğiniz kişiler” listesinde yazılan isimlerin hiç birini tanımıyor oluşum ?
Pazar gecesi Sipru vasıtasıyla, Sevilla – Real Madrid maçını izlerken, şöyle bir sözle ekranları başındaki 3-5lerce kişi gibi ben de irkildim… Duymayanlar için Murat Kosova’dan geliyor; “Sevilla, Real Madrid’e Saylonluların Galacticaya saldırdığı gibi saldırıyor.” Oeahaeh
“Ekleme için saol.bi rocker olarak oktavın hoşuma gitti.kız ardaşımla dinleyebileceğim melodiler.” böyle bir yorum okudum, hemen hemen ağlamak üzereyim..
Sürekli ağlayan çocuk sana soruyorum, neden sürekli benimle aynı vagona biniyorsun. Vagonu da geçtim önüme, olmadı yanıma, en kötü arkama oturuyorsun. Oturuyorsun anlıyorum neden ağlıyorsun? Ağlamanı da geçtim neden süreklilik arz ediyorsun! Eller çektirmedi bana çektirdiğin kadar. Toplu taşımaya olan inancımı öldürdün çocuk. Anlıyor musun ulan, göt ![]()
Bence herkesin kütüphanesinde en az 1 adet hiç okumadığı kitabı vardır. Valla, iyi bakın, bence var.
Uykuluk müzik diye bir tür varsa bunun temel taşı Audrey olmalıdır. Ha nerden edinirsiniz bilmem, ben tavsiyemi yaparım kaçarım.
Bence twitter blog değil, online kısa mesaj. Varolmak için çok konuşmak durumunda kalıyorsunuz falan. Sürekli linkler uçuşuyor. Ben derdimi anlatamadıktan sonra öyle mini blogmuş falan. Kandırışmalayım birbirimizi.
Neyse yazı burda biter, zira tatlı yedim ama suyum bitti mutfağa gitmem lazım. Hadi KenDinİze Choq İyİ B@qIn Okk€Y??? (dipnot: cidden böyle yazan tipler görürseniz dövün onları olur mu)
Si yu!
Başlık kafaya giyilir
Selamlar efendim. Bir arkadaşım dedi ki; Kavimler Göçünde herkesi satıp göçmeyen bir kavim varmış.
Zamanında çok değer verdiğim, saygıdeğer insan, yüce kişilik, esprili bir beyefendi Alf ile ilgili bir atılım yapmaya kalkışmıştım. Toplumda destek aradım, hatta metin de şöyleydi;
Alf’i Sevenler ve Özleyenler Derneği yeni üyelerini arıyor! -Sanki hiç üyesi varmış gibi aramak-
An itibariyle kurulmuş ve üye sayısını rekor sayıda arttırmış(kuyruklu, püsküllü, yaldızlı yalan), gelecek yüzyıla damgasını vuracak bir sivil oluşumdur(eli kulağında vurdu vuracak! valla…). Esas itibariyle Alf’i genç kuşaklara tanıtmak, reyting kaygısı olmaksızın her daim Alf izlemeye hazır, hatalarıyla doğrularıyla Alf’in izinden gidecek bilinçli ve samimi bir kuşak oluşturmayı hedefleyen dev bir yapıyız. İçtiğimiz sütü burnumuzdan çıkarmaktan kaçınmayacak, kedileri tüm içtenliğimizle yiyecek ve bunu yeni nesillere aktaracağız. MSN yoluyla üye alımına devam eden ASÖD’e katılmak için kişisel iletinize Alf’i Sevenler ve Özleyenler Derneği – ASÖD yazabilir ve yeni üyeler arayarak bu dev oluşuma katkıda bulunup tarihe bir not düşebilirsiniz. (7 kişiyi geçemediğimiz gerçeği yüreğimde saklıdır)
Çay harareti alır… Diyorlar, beni terletiyorlar, sonra terim geçince kendimi serinlemiş gibi hissediyorum ama nedir bu bir kandırmaca mı. Bennen oyun oynamayın lan, gelin 2 üfleyin yanlarıma yanlarıma da gerçekçi olalım.
Cips bittikten sonra parmağını yalamayan kişi o cipse hak ettiği değeri vermiyor demektir. Bu da tarihe böyle geçsin. Aynı şeyi Haylayf’ını çaya bandırmayan adam için de söylerim.
-”Pınar tonight we dine in heelll!”
+Pe..pee.kii ben hemen giyiniyim aşkısı kızma..
Bir sinek tarafından uyandırıldığımda benim için bir başlangıç, onun için bir sondur. Aman diyim.
Bence King Kong’un ufaklığı da bir nebze büyüktür.
Moby, Pearl Jam, Muse, Basement Jaxx yeni albüm çıkardı. Arctic Monkeys de çıkaracakmış. Ama bence Florence + Machine’den Lungs albümünü edinin. Rabbit Heart adlı parça mükenbel olmuş.
İyi huylu, tatlı dilli, kafa dengi sevgili. Bu cümle hakkında bulana veya getirene tam 100 bin lira veriyorum demişim zamanında. Vakit geldi, nakit yok. 3′ün 5′in hesabını yapmayın rica ediyorum.
Bu gecelik de bu kadar.
Unutmadan yazayım dedim…
Ya esasında öyle komiklikler, öyle güzel anektodlar geliyor da aklıma, tespitler falan yapıyorum sağda solda gezerken, not alma huyum olmadığından unutuyorum hep. Not alsam ortalama 2.76 kata kadar daha enterestant daha komik falan olurdum gibime geliyor. Evet merhabalar, aklıma bir şey gelirse unutmiyim diye açtım yazıyı. Durun şimdi elimde bir iki fotoşop işi var onları bitireyim yazmaya devam edicem.
Hm en son 24 Eylül’de yazmışım üstteki paragrafı, birazdan gelicem diyen kendime olan güvenimi kaybettim adeta.
O değil de, erkeklerin ne zaman pembe tşörtler giymeye başladığını anlamadan taşlı tşörtlerin bedenlerini ele geçirmesi ? Olmaz olsun derecesinde çok taşlı tşört giyen delikanlı, 3 ü 1 arada 10 kaplan gücünd2 yer yer 3 düğmesi açık pembe gömlekli erkekleri nasıl da çabuk kabullendin ey halk ? Kaç para yedirdiler modacılar, neler vaad ettiler de bu kadar sus pus kabullendiniz bu felaketi? Erkeği geçtim, dişi insan da bile sırıtacak kadar çok taş & pul ile süslenmiş göze, beyne zarar tşörtleri böyle çabuk kabullenmek affedilir gibi değil ? 5 yıl önce olsa giyeni gaylikle itham edecek cihandaşlarım nerelerdesiniz ? Ha banane giyen giysin, diycem ama gerçekten çevre kirliliği be yahu! Sürekli olarak insanların göbeğinin üzerinden seken güneş ışınları yüzünden kendimi arzulamadığım bir uzay filosu savaşı içerisinde hissediyorum, gerginim anlıyor musunuz!
Ayrıca sırf yalakalık yapıcam diye sevgilisinin çantasını (bildiğin bayan çantaları olandan bahsediyorum) taşıyan erkek… yardım amaçlı ve kısa süreli müdahaleleri küme dışı bırakıyorum…mümkünse görüşmeyelim.
Ekim de Zoot Woman konseri var, otto santral’de, gitsem ya?
Komün halinde fotoğraf çekmenin kime faydası var diye düşündüm geçen gün. Misal bir fotoğraf topluluğuna üye oldum bir arkadaşımdan sebep gel gelelim daha bir etkinliğine gitmiş değilim. Sanki 30 kişi gezip herkes aynı şeyi çekecekmişiz gibi geliyor, bir sağından çekecek sokağı biri solundan. Olur mu elbet fark olacaktır diyenler olacaktır. Bence olur. Benim yanıma sıkılmayayım diye bir kişi verin o bana yeter.
FAQ About Me
Yazıyorum yazıyorum cevap vermiyorsun ?
* Msnimin açık olması her dakika ona bakarak yaşadığım anlamına gelmez.
Bazı gerçekleri açıklıyorum; facebook’da girdiğiniz bir grup ile Türkiye’nin, Türkiye’yi geçtim oturduğunuz semtin ve hatta onu da daraltıyorum oturduğunuz ilçenin bile dengelerini alt üst edebileceğinize inanmaktan vazgeçmenin tam vaktidir. Anarşizim bu kadar, baş kaldırış, isyan, karşıt duruş, hak talep etmek gibi kavramların bu kadar sanallaştırılmasının ne kadar saçma olduğunu fark etme zamanı geldi de geçiyor genç insanlar.
Ernesto Che Guevara ABD’den ve Emperyalizm’den Nefret Eden 1.000.000 Kişi Bulabilirim ! grubunu kurdu. Böyle hareket mi olur yavrum, Fidel Castro Barack Obama’yı Dürttü! Karl Marx – Bu videoyu mutlaka listendekilerle paylaş! (Sağcıların gerçek yüzleri!!!) Martin Luther Katolik İnançlarına Karşı Gelenler adlı gruba katıldı.
Oldu mu şimdi ? Ayak üstü becerildikten sonra Zeitgeist’i izleyerek acılarına merhem arayan pasifize bir toplumuz. Ha gerçi koy götüne 25 yıl sonra sular altındayız küresel ısınmadan mütevellit, bırakın sabahlara kadar partileyelim derim orası da ayrı, çipsler benden.
Ayşe Arman’ının yazılarını hayranlıkla okuyan var mıdır? Ya da Oray Eğin ? Oh wait…
Lost artık baymış olabilir mi, heyecanı kaçmadı mı biraz? Nerde ilk 2 sezon…
Esasında kalem kağıt taşısam aklıma gelenleri yazsam çok daha yazarım ben, dedim ya hep unutuyorum yazacaklarımı *telaşlıüzgünümsü surat*. Neyse geç oldu, ben kaçar.
Baslık atamadım
Bir defaya mahsus olmak uzere sizleri turkce karakterlerden arindirilmis bir blog yazisi ile selamliyorum yurttaslarim. Yapacak hicbir isin olmadigi bir sali gununde is yerinden blog yazacak kadar bos ve umarsiz bir insanim an itibariyle. F klavyede yazmanin ise beni 40 yas yaslandirdigini bildigimden hic oyle bir ise girismedim ve klavyeyi ingilizceye cevirip macintosh ile aramda dogacak yersiz surtusmleri onlemis oldum.
Malum Eylul ayinin götüm götüm gelip yanastigi gecen haftanin da sonlanmasiyla istemeye istemeye de olsa sonbahar sezonunun acilisini yaptik. Hatta bu gunlerde tum yurtta onumuzdeki son baharin genel havasi ile ilgili bir fragman, bir tutorial olsun diye yer yer yagmur da programimiza serpistirilmis durumda. Film izleyip, oyun oynamaya doyacagimiz onumuzdeki yaklasik 6 aylik periyod icerisinde merak ile bekledigim filmleri zaten bir onceki yazida yazdigimden tekrardan hic o konuya donmuyorum, neden doneyim ki ? Oyun didin. dediginizi duyar gibiyim. Oyunla mi dogdunuz! Hayat oyun degil dostum! (Fark ettiyseniz gecistiriyorum) Ne bileyim ben siz oyun oynayan insanlar misiniz, ne seversiniz ne sevmezsiniz ne tavsiye edicem size ben ? Sirf para kazanmak icin fikrini sordugunuzda “aa o mu o x super abi” diyen adam mi olayim yavrum? Ne var yani cumlenin buraya gelecegini nerden bileyim. Arastirmadim ne oyun cikacak yakinda diye ne var yani, evet olabilir. Zaten Diablo III ne zaman gelecek belli degil. SC 2 2012 Kasim’da geliyor 3 sene var yani adeta saka gibi sinirimi bozdular. Lan 5-6 senede bir oyun mu yapilir lan bizi mi yeyonuz ? Var ya bunlar “yarin calisiriz abi, obur gun baslayalim abi haftasonu acayip guzel olacakmis disari cikariz ehe..” diye diye daha dune kadar oyunu yapmaya baslamadi bence. Ulan kunil misiniz lan siz yer mi anadolu cocugu, o oyunu haftasonuna masamda istiyorum……bak hala!!
Bir de yerel radyolarin reklamlarinda sese eko verme hadisesinin hala devam etmesi ?
-Ekol Kundura’da sonbahar firsatlarina cok sasiracaksiniz.. sonbahar firsatlarina cok sasiracaksiniz.. cok sasiracaksiniz…..
Erkek, bayan, cocuk ve okul ayakkabilari kredi kartina tam 10 taksit..tam 10 taksit..
*fondaki kotu muzik* Ekol Kundura Hosnudiye Caddesi No 14′de, Telefon 903 34 90…*fondaki cok kotu muzik*
Neden ulan! Neden hala yanki yapiyorsun neden bıkmıyorsun, bizim bilmedigimiz bir bilgiyi mi sakliyorsun, uzaydan geri seken ses dalgalarini kullanan ve insanin zihnine kazinan cok ote bir teknolojinin sahibi misin sen yerel?! Neden baska hicbir memlekette, hicbir sektorde esine rastlanmayan sese eko verme teknigini, bilim kurgu seviyesine geldigimiz su yilda bile boylesine coskuyla kullaniyorsunuz yereller, yerel radyolar neden yapiyorsunuz bunu, hic mi sevmiyorsunuz moderni, canina yandiklarim soyleyin nedeeeggn…
10+ yildan sonra gunes gozlugu aldim. Kendi icimde gunes basta olmak uzere tum gunes sistemine karsi verdigim onurlu ve cefakar mucadelem bugun yenilgi ile sonuclandi. Alnin kirisir dediler dinlemedim. tak bak rahat edersin dediler dinlemedim, ultra dediler viyole dediler donup bakmadim bile. Lakin bugun kendi rizamla bir gunes gozlugune nakit para verdim. Aslinda 25 yil gunde ortalam 10+ saat bilgisayar basinda olmamin bana hediyesi olan 1 derece miyop olan gozlerime gozluk bakmak icin gittigim gozlukcude 4 gozler alemine dalip cikacagimi dusunurken, kendimi ajan gibi bulmam cok kisa surdu. Merhaba 4 gozler araniza hos geldim. Ha gerci ben sadece evde ve is yerinde(benim bulundugum studyo katinda baskasi olmadigindan) yani beni kimsenin goremeyecegi zaman dilimlerinde takacak olsamda artik sizi daha iyi anliyorum 4 gozler, ehi.
Ayrica her yagmur yagacaginda benim bir yerlerim agriyacaksa bunun altinda baska bir is ararim. Kizdirmayin lan beni. Hadi bakalim 4 gözümü de alayip gideyim burdan, çav.
Müzik! Daha fazla müzik!
Har har har, içim dışım, ağzım yüzüm müzik! Her yerim mp3, her yerim albüm, her yerim ses, her yerim nota. Üstüm başım sesli harflerle doldu. Duramıyorum anlıyor musunuz duramıyorum, ardı ardına, durmadan yeni müzikleri bilgisayarıma indiregandi. Her sabah evden çıkmadan mp3 playerımdaki yeni klasörünü 3 er 7 şer yeniliyorum. Her geçen gün kulağıma yeni komşular geliyor. Oo siz de mi burdaydınız, haydi yahu pauselamaya mı geldik diyerek başlıyorlar tıngırdamaya.
Emin olun yeni müzikler deryasındaki yolculuğumun nereye gittiği konusunda en ufak bir fikrim yok. Farkında olduğum şey ise ne kadar hızlı olursam olayım orda bir yelerde insanlar süper müzikler yapmaya devam ediyorlar ve hepsine yetişmem mümkün değil. Fekat, lakin, İSTİYORUM LÖYN! Daha bugün iş yerinden birisinden 60gb mp3 arşivi aldım “ehe ehe kesin burdan da yeni bir şeyler çıkar” diye ellerimi ovuşturarak. Sanki sayısı onbinler ile ölçülmeye başlanan mp3 arşivimde herşey tükenmiş de ben yeni bir derya buldum diye seviniyorum. Yok öyle bir şey, indirdiğim albümlere, tekil şarkılara yetişemiyorum bile. Kabaca bir hesapla birkaç bin şarkı geriden geliyorum. Download klasörüme yanaşan tüm parçalar hızlıca winamp’e boşaltılıyor. İyi parçalar elemelerden geçerek hemen tekrar dinlenmek üzere ikinci sınava kadar bir köşeye alınıyor. İkinci testten de geçenler ertesi gün rıhtımda bekleyen ipod’a binip benimle işe kadar geliyorlar. Afyonun patlatılmasında ki katkılarından dolayı kendilerine teşekkür edildikten sonra en kısa zamanda yeniden dinlenmek üzere dolaba kaldırılıyorlar.
Duramıyorum, a ha bak şu an mp3list durdu mesela durun bir saniye yeni gelenlerden 3-5 bir şey atayım listeye 1 sn… (Evet cidden durdum ve yeniledim listeyi, ehem geldim) Hiç tv izlemiyor olmam, hemen hemen hiç radyo dinlemiyor olmam da bir şeyi değiştirmiyor. En kötü, çok çaresiz kalırsam, 1-2 ayda bir mtv, billboard, radioeksen listelerini talan edip ismi güzel gelen(evet ciddiyim bugüne kadar bilmediğim gruplar hakkında hangisini çeksem lan şeklinde tereddütte kaldığım zaman hep ismini beğendiğimi çekmişimdir.) parçaları listelemeye başlıyorum. Hele ki geçen gün 6 sene önce tanıştığım güzel arkadaş, çiçeğim arım balım peteğim (ahıauha) SoulSeek’i tekrardan hatırlamam la iyice durdurulamaz bir canavara dönüştüm. Kendileri müzik arama programlarında bir efsanedir. Asla bulamayacağınızı düşündüğünüz bir şarkıyı, hayatınız boyunca ismini duymadığınız yüzlerce grubu burda bulabilirsiniz. Programı kullanan kişilerin paylaşıma açtıkları dosyalar arasında gezinip ismi güzel gelen gruplar arasından istediklerinizi indirebilirsiniz vs. Ne Limewire, ne dağ bayır. Yüce Rabbim senelerdir unuttuğum bu güzel programı istemeden kırdıysam beni affetmesini sağla, searchümü canlandır, downloadlarımı coştur, arşivimi doldur… Türkiye’nin tek düzgün forumu paticik’in müzik sayfalarında doyumsuzca fink atışlarım da cabası, last.fm, gnoosic yardım almadığım yer kalmıyor. Hep daha fazlasını iste sloganının bokunu çıkardım afedersiniz.
Ve böyle müzik delisi bir insan ne tek kelime gitar çalar, ne de ortaöğretim hayatında flüt ile düzgün bir solo atmıştır. Öyle de şeyler. Ha bu arada bedava olarak gelen kombine Rock N Coke biletimi de “gitmiyorum, gidemiyorum” diyerek geri çevirmek zorunda kalmam da benim gibi bir adam için bir cezaların en büyüğü değildir de nedir. Kahrolsun kapitalizmin çarkları! Cumartesi ve pazar günü çalışacak olmam ve 1 ay sonra izin kullanacağımdan ekstra izin alamam sorunsalı yüzünden bir pırodici bir razorlight bir nayn inç nails dinleyememek reva mıdır, yanacaksınız patronlar, hepiniz yanacaksınız lan.
Benim gibi arşiv meraklısı bir insansanız ve ulan ucu kaçtı bunların, isimleri düzenlemek gerek, bir liste tutmak gerek falan şeklinde fikriniz varsa ama henüz bir şey yapmamışsanız,
Collectorz.com Mp3 Collector Pro ya da film, dizi arşivi kasıyorsanız Personal Video Database Movies’i bir yerlerden edinebilirsiniz. Arşivinizdeki filmer için Imdb’den takır takır filmlerin içeriğini, afişini, oyuncu listesi vs detayları masaüzerinde bulabilmek falan bunlar güzel şeyler.
Hm başka ne diyecektim, hah, beemp3.com bu siteyi henüz bilmiyorsanız geç olmadan sömürün derim, arayıp bulamadığınız nice şarkıyı bulmaya yardım eden acil durumlarda can kurtarıcı bir site, kim nasıl yapıyorsa gözlerinden öperim.
Demek ki neymiş;
http://www.slsknet.org/
http://beemp3.com/
Yiyakşamlar efendim.
Anekto’d'oh!
Bir nevi anılar ve fikir dalgalanması, brainstorming serisidir bu yazı,
Sene 2006,
Meriç Erkan karete yapar gibi dans edebilen, peluşa taş çıkaracak saçlara sahip bireymiş, yoktan durdan anlamazmış, ne dönemdi ama…
Lale bitkisinin bir şarkıda ilk defa bu kadar ön plana çıktığını gördük;
yakın zamanda bir şarkıya konu olmuştur;
“Pump it! laaaleee, pump it! laaleee…”
Pratik çözüm önerileri;
Pattis, böğrek vb. şeyleri kızartırken genelde tavadan etrafa yağ sıçrar, çözüm basit;
Siz de sıçrayın! Hep daha yükseğe…
Bir de böyle bir olay var tilt oluyorum, neymiş?
Cimri şirket çalışanları, sorunlu garsonlar, dövülesi fast foodcular;
Misal bunlardan Burger King & Mcdonalds’da çalışanları bazen vurmak istiyorum, koca koca menü alıyorum 1 yazıyla bir adet peçete veriyor. yavrum, oğlum ben burda 10 ytl ödemişim, cash, öyle genişim yani. E sen tutmuş bir peçete veriyorsun sonra ben sana somurtuyorum. Hatta mayonez istemezsen koymayan çalışanlara bayılıyorum, “Yaa mayonez sivilce yapıyo hem
DD!” falan diycekler neredeyse. Hatırlarsanız bunların patronları bir ara işi ohalığa vurmuş, verilen ekstra ketçaptan falan para almaya çalışmışlardı, dövdüm.
Star Wars’da ki bazı süper güçleri hayatıma adapte etmek istiyorum, arzuluyum, hevesliyim, planlarım var, lakin şöyle;
mind trick (laftan anlamayanlar için)
push (yolda çemçük aazlı gibi yürüyenler için)
pull(uzaktan kumanda için)
lightning(telefon şarj tutmuyo..)
Bir de Star Wars demişken, Türk Jedi düşündüm bir an, diyalog budur;
-maybe force be with you, dimi ama?
-tabi abicim ne var yani bir deneyelim bakalım..
Bir de hiç unutmam(yalan lan, unutuyorum arada) bir zaman rüyamda şunu gördümdü, bir yerde yürürken bir tvnin önünden geçiyordum ve polisler mahsun kırmızıgül’ü apar topar ekip otosuna bindiriyordu, olay şuymuş; ünlü sanatçı hipnotize edilmiş ve bilinç dışı olarak adam öldürmüş, kendisini hipnotize eden kadına saydırıyordu. Bunun dışında rüyanın devamında recep tayyeep benimle aynı masada oturmuş, beraberce börek falan yiyoruz, güleç güleç muhabbet ediyoruz, sevmişim kendisini falan, he bide tam uyanmadan önce Oscar törenlerinde meshur bayanların taş gibi olanlarından biri bana fena asılmıştı, ama yüzü bulanık isim veremiyorum… Tamam elf’tir, uzay aracıdır, oscardır, erke dönergecidir bunlar kabul edilebilir, mantıklı şeylerde, mahsun, recep falan nedir, imkansız, fantastik dünya dediysek o kadar da değil hani..
Amma yoğunmuş la beynim, kustum bloga, öptüm sizi.. hepinizi değil .__.
Yorum Yapın
Yorumlar (1)
Yorum Yapın

