//
you're reading...
Sinema

Yavrum ses ver!

Yurdum insanının, onu geçtim kıta halkının, ekvatorun bu yarım küresinin şalterlerini çoktan kapatıp yatağa cumburlop ettiği saatlerde ben geliyorum kompozisyonlar yazıyorum, paragraflar yapıyorum. Normal olmadığımı çok önceden kavramış olmakla birlikte, yine de beynimin saçma sapan saatlerde beni bir şeyler yapmaya yönlendirmesini de kınıyorum içten içe. Beynimin esiri oldum, kölesi oldum eşek sıpasının. Şimdi normal insan işe gitmeden önce ne yapar mesela, işte yarın giyeceği şey ütüsüzse onu bir hale şekle sokar, yanında bir şey götürecekse onu derler ortaya koyar, işte lazımsa traş olur, duş alır falan fişman. Yahu gece 2’ye kadar oturuyorum 5 te kalkıp yola gideceğimi bile bile, lazım ne varsa yapmıyorum, sürekli nexte basıyorum. Sonra yarım dilim ekmeğe sürüleceğinden şüphe ettiğim aklım o saati 4.50 ye kuruyor, ki normalde yatmadan önce yapması gereken şeyleri yapsın. Gece yarısı kalkıyorum, inan olsun 10 dakika ışığa bakamadım, gözlerim küfür kafir sayıdırıyor, “KAPASANA LAN IŞIĞI …RİM LAAYN” şeklinde afedersin, ben o şekli birebir maymundan bozma suratımla ütü arıyorum gecenin o saatinde, tek elimde diş fırçası. Valla kesinlikle Türk geni dediğimiz “son dakikaya bırakma” geninden, benim sarmalımda bir değil bir sürü var, resmen iliğim kemiğimi sarmış. Bir işi zamanında yapayım be arkadaş, bir işi! Eğitim hayatımın son 10 yılında derse bir kere erken sayılabilecek(sınavlar hariç, ki onda bile kıtı kıtına yetiştiğim çoktur) bir saatte gelip, insan gibi sınıfıma girip oturmuş değilim. O okul yolunu bir kere saate bakmadan, Flash Gordon gibi geçmediğimi hatırlamıyorum. Bir insan bitirme tezinin son 3/1 lik kısmını son gün yazar mı arkadaş? Ben yazarım, bir insan 10 daki sınavına 8.45 de kalkıp çalışır mı, ben çalışırım, çalışırdım.  Beynim azıcık çevresindeki insanlara bakıp bare iyi yönlerini örnek alsa nedir yani, bu kadar mı zor, başına buyruk büzüşük şey seni be.

Ya bu Batman The Dark Knight neymiş böyle, betmen aşşa, betmen yukarı bir haftadır hakkında yüzlerce forum postu, gırla sayfa yazı okudum, beynimi kemirdim. Kendini bir ekonomik başkaldırı ile fahiş sinema biletlerinden uzaklaştıran, sinema salonlarına isyan eden bendenizi bile bugün neredeyse tek başına sinemaya gönderiyordu. Öyle bir gazla düştü ki film beyaz perdeye(ilk haftasonunda 158 milyon dolar ve dünyanın her tarafında konuşularak), imdb.com da The Godfather’ın, The Shawshank Redemption’un üstünde 10 üzerinden 9.7 ile girdi, şimdilerde halen 1. sırada ve 9.3 gibi bir nota sahip. İnsan ister istemez, ulan bir gidip göreyim, parası neyse veririz, gerekirse kredi çekeriz diyor. Bugün yaz okulu itibariyle il içerisinde bulunan tüm arkadaşların ağzını yokladım, sürü psikolojisi, parapsikoloji, ontoloji olsun bildiğim tüm yöntemlerle sinemaya gitmek için fıştık attım. HERKES Mİ ÇULSUZ BİLADER. Bu ülkede öğrenci insan 2 parayı bir arada göremeyecek mi arkadaş. İnat ettim ama yarın gerekirse birinin parasını cebimden çıkarıp “ben bu filmi sana zorla ısmarlıyorum, sen benimsin” diyerek götürecem sinemaya, bu gitmez böyle, aylardan sonra o sinemeya gidilecek, “yeminimi bozdum huleyn” nidasıyla biletler alınacak. Birisinden yolda yürürken bir spoiler duyacam diye eve gidene kadar kulaklarımı cebimden çıkaramıyorum billah.
Bir de hatırladım ki, Heath Ledger (Batman’deki son Joker) öldüğünde birkaç ay önce yani, herkes şunu sormuştu, “Filmin çekimleri bitmiş miydi bare?” ahahaha… Duygusuzluğa, hayvanlığın naifliğine bakar mısınız arkadaş, “hayır bitirmeden ölmesin bak!” Bu şeye benziyor Cem Yılmaz’ın ölen komedyenin cenazesi ile ilgili parodisinde, cenaze töreninde “bize son şakasını yaptı” esprisi gibi… Adam öldü ulan! Ama şimdi bakınca, iyi ki de çekimler bittikten sonra vefat etmiş diyecem töbelere sığınarak, gözümle henüz göremesem de insanlar adamın oyunculuğu konusunda çıldırmış derecede iyi şeyler söylüyorlar istisnasız. La Mome’den sonra gerçekten etkileyici bir oyunculuğu, beni vuracak bir karakteri sabırsızlıkla bekliyorum zira.
Tekrardan kendisinin affına sığınarak, “iyi ki çekimler bittikten sonra intihar etmişsin Heath Ledger” diyorum ve ekliyorum, acaba akademi jürisi hayatta olmayan bir oyuncuya Oscar vermeyi düşünür mü?

Reklamlar

Tartışma

2 thoughts on “Yavrum ses ver!

  1. Christopher Nolan’ın Batman Begins’i çektiğini duyduğumda, önceden izleyip bayıdığım filmlerinden ötürü hiç tereddüt etmeden, diğer b.ktan süper kahraman filmlerine fark atacağını bilerek izlemiştim. Cidden süper kahramanlar için devrimdi o film. Asıl irdelediği şey aksiyondan ziyade kahramanın psikolojisiydi. Nasıl Batman oldu, niye yarasa kostümü giyiyor gibi soruların cevaplarını da daha iyi verebilecek çok az yönetmen olur. Christian Bale desek oynadığı filme ete kemiğe bürüyen yegane insan. Kaç kişi Makinist filmindeki bi psikopatın o zayıf haline gelmek için bi yığın kilo verir ki? Bi oradaki haline bi de Batman’deki haline bakın, adamın ne kadar kilo verdiğini görürsünüz. The Dark Knight’a da hiç şüphe duymadan ilk çıktığı gün gittim ve gerçekten bayıldım. Öldükten sonra Oscar’a aday olanı biliyorum ama alan var mıdır emin değilim. Yoksa da büyük ihtimalle Heath Ledger bi ilk yapacak.

    Posted by Deli Profesör | 02/08/2008, 6:17 am
  2. Ledger kesinlikle döktürmüş. Ama film olarak IMDB top 250’de ilk sırada olmasını yadırgıyorum nedense. Ledger, karakterinin psikolojisini, vücut dilini, konuşma biçimi ve mimiklerini Otomatik Portakal’ın Alex’ini ve Sid Vicious’unu örnek alarak çalışmış.

    Posted by buzcevheri | 19/08/2008, 5:49 pm

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: