//
you're reading...
AFDSSAD

Oh bebek, hey bebek!

Merhabalar efendim, sayamadım kaç gün oldu ayrıyız, sayamadım kaç gün oldu hasretiz, bu gidişe, bu ayrılığıa bir son, bir stop çekiyorum efendim. Bayram dedik seyran dedik, akdeniz dedik sahiller dedik, yan yana kumsalları dolaştık, döndük dolaştık yine buralara sırnaştık, oh my god kafiye yaptık. Efendim eşeğin kulağına su kaçırırcasına bir dönemdir uzak kaldım blogumdan, bomba gibi, fişek gibi, Ankara Marşıyla, Erkan Yolaç çevikliğiyle karşınızdayım. Buralarda olmadığım döneme bir bayram dönemi iş yoğunluğu bir de 6 günlük tatil sıkıştırdım desem yeridir, zamanıdır. İçinde bir adet ıskalanmış R.E.M konserini de bulunduran bu dönem içerisinde az biraz esmerleşerek, UV ışınlarının huzur dolu etkisiyle içimi ısıtıp, bir sağa bir sola dönerek kıçımı bir arşın daha büyüttüm. Şu tatil o kadar çok uyudum ki inan olsun kendim kendime şaştım arkadaş. Safi uyumadım pek tabi, bu tatilden kendime bir takım notlar da çıkardım. Bir kere animasyon denen şeyin gerçekten çok salak&spastik bir olay olduğunu bir kez daha gördüm, iş itibariyle 5 yıldızlı otellerden birinde geçirdiğim bir gece dünyamızda hala animasyon denen şeyi komik bulup gülen insanların varlığının sürdüğüne dair bir telefon aldım. Kenarlardan kenarlardan, yalpalayarak olay yerine intikal ettim sevgili okurum. Gördüğüm sahne gerçekten dehşet vericiydi, bir sahne, sahnede haliyle animatör arkadaş(?)lar, çoğunluğu yabancı olmak üzere ırkı, mezhebi çorba bir grup insan…Nasıl desem…Basbayağı gülüyorlar lan! Yani ben en son 90’lı yıllardan böyle bir sahne hatırlıyorum; kadın kıyafeti giyen erkek animatör, bir takım sulu zırtlak şakalar, kahkalar bulanık bir görüntü kalmış kafamda. Bir baktım ki, abooo, aboooovv sahne halen aynı, aksam aynı, şasi aynı, manzara aynı. Fecaat bir takım espriler, bir takım 2000’li yılların başlarına ait müzikler falan ara gazı geçişlerde, kadın kıyafeti giyen erkek animatör, seyircilerden birinin zorla en son oyuna dahil edilmesi, fark etmemiş gibi davranan animatörün kafasına arkadan bir kova su döken birisi… Gerçekten azap dolu bir 20-25 dk yaşadım ve etrafımda ki kalabalığa tek tek baktım, isimlerini aldım, fotoğraflarını bastırdım, tedavilerine başlanması için salık verdim. Kısa şoku atlattım ve animasyonu seven, ona kahkahalar atan insanların neslinin hala sürdüğünü gördüm ve yine geldiğim gibi yan yan yengeç gibi kaçtım oralardan. Neyse bir de Antalya’nın şu taksi ve dolmuş olaylarına ağladım yine, ulan Olympos’a gidelim dedik bir gece bir gidiş 30 ytl olur mu ulan eşşoğluusu, git-gel:60 kaat, altmış yetale! Bireeh be arkadaş 60 YTL, böl 4 kafaya 15, 3 votka çak 45, bir de acıktın mı üstüne 5 daha etti 50 kaat gitti, gitti ki geri gelmez. Yol parası vermekten oldum olası tiskinirim, hayatım da en çok yol parasına bir de yiyip beğenmediğim, nam-ı diğer kötü yemeğe verdiğim paraya acırım. Gerçi kötü bir yemek yemişsem sadece acımam, kızarım, söylenirim, bir daha da ordan yemek yemem, kaprisliyim, popstar tribi atarım. Neyse efendim şimdi kısa tutuyorum yazıyı ama yeniden burdayım, az sonra döner bir şeyler daha da yazarım belli mi olur. 

Bu arada Missouri eyaletinde, kumar oynamak yasak ama su üstünde oynuyorsanız sorun yok. Mississippi nehrinin uzerinde sadece kumarhane olarak tasarlanmis gemiler varmış yaa, böyle de saçma şeyleri de son anda paylaşmaya bayılıyorum.

Off dayanamıyorum lan bir de şu var; “ABD’de California eyalet yasalarına göre, kadınların sabahlıkla araba kullanmaları ve otel odalarında portakal soymak yasak.” ahahah bu ne lan! 

Neyse dönjem ben size!

Reklamlar

Tartışma

2 thoughts on “Oh bebek, hey bebek!

  1. Görseldeki zibidi pek sevimli yahu..

    Posted by buzcevheri | 17/10/2008, 9:43 am
  2. yol ve güzel olmayan yemeğe verilen paraya ben de sinir olurum. Beni bir yerden bir yere götürüyorsunda ben bundan ne kazanıyorum “sadece gidiyorum ya”. Neden para istiyorsun arkadaşım. Banane senin mazotundan benzininden veya her ne halt için gerekliyse para. Düşünce sistemimin tutarsız yanlarından biri bu mesela benim 🙂
    Gideceğim yer dolmuş güzergahının en uzun yolcuğuna tekabül ediyorsa ve en fazla parayı ben vereceksem indi bindi yaparak biraz olsun paradan yırtmaya çalışıyorum ama adam binipte hala inmediğimi görünce “hemşerim sen nerde incektin” diye soruyor ben hemen “burda deyip atlıyor ve 2 km ya da 500 metre dğişen uzunluklarda yol gidiyorum… of bileklerim ağrıdı çok fızlı yasdım yemin ederim.

    Posted by Serkan | 17/10/2008, 2:56 pm

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: