//
you're reading...
Uncategorized

3 gün dedim, 5 gün dedim bayadır gelmedim…

Merhabalar kıyasıya sevdiğimin insanları, merhabalar Mezopotamya’dan Yukarı Uruguay’a uzanan vatandaşlar!
Mart ayından beri sebebini bilmeksizin verdiğim bu yersiz ve saygısız aranın ardından durmadan hortlayan Muazzez Ersoy gibi, İngiltere’de yeniden doğan Anelka gibi geri dönüş yapmaya karar verdim efendim. İş, güç, yorgunluk, gece hayatı gibi sebeplerin kendimi sizden, sizi kendimden mahrum etmeme bu deli gönül daha fazla razı olmadı, olamadı.

Bu kadar süre yazmayınca lan baya da bir şey birikmiştir he, baya yazarım birkaç gün ard arda diye düşündüm ne yalan söyliyim. Fakat hiç de öyle bir şey yokmuş arkadaş, mukavva gibi, tahta gibi duruyorum burda. Ne birden ilham gelen yazar ruhu ne de ulan dün bak ne oldu diye bir geriye dönük yaşanmışlık hikayesi ile yardıracağım bir yazı konusu bulamadım. Artık uzun süre ara vermekten midir bilemiyorum. Gerçi oturup üzerinde kafa patlatmadan anlık beyin akışı ile yazı yazan, bundan da bir sıkıntısı olmayan bir blog sahibi olarak çok tınmıyorum.

9 – 7 çalışıp yemek yiyip sonrasında içip gezip 3 de uyuyan her insan kadar boş ve hoş geçirdiğim günlerimi taçlandıran ucuz votka ve Tekken 5’e burdan teşekkürlerimi sunarken, yeniden sahalara dönen bir başka değer olan gastritime de burdan selam ederim. Ha arada da fotoğraf çekiyorum işte, çektikten sonra akşam haldır haldır eve gelip photoshopta onlarla debelenip es kaza beğendiklerimi flickr’a, DA’ya falan koyuyorum akşamı ediyorum. Ediyordum.  Pek yakın zamanda gelen yaz mevsimi adını verdiğimiz “coşalım gezelim hoyloyloy” dönemi ile birlikte herşey gibi onu da saldım. Ne pis mevsimmiş arkadaş kıçımın üstünde oturamaz, durduğum yerde duramaz oldum. Eve girdikten 15 dakika sonra artık hangi genimse, beynime bir çimdik atıyor ve koştur koştur evden geri çıkılıyor. Bazen azmediyorum, böyle pencereden kedi gibi bakıp, “dışarısı da güzel ama ben salayım bedeni burda oh mis..” derken bile sol lobum ile sağ lobum arasında yaşanan bindirmelerin takırtılarını duyuyorum. İçimi kıpır kıpır eden yaz mevsimi enerjimi, zamanımı, paramı, mide balansımı çalarken halimden son derece memnun bir vaziyette hali hazırda gelmeyi bekleyen sonbahara sürekli faul yapan şerefsiz futbolcu gibi bakıyorum. Her yaz olduğu gibi daha Haziran’a girmemizle “Ulan kış gelecek!” diye bir tedirginlik kaplıyor içimi. 9 ay boyunca bu 3 ayı bir bekleyen bir birey olarak yaz ve yaz olmayan mevsimler arasındaki bu dengesizliğin giderilmesi için yetkililere buradan sesleniyorum. Dikkate alınsın. Kime diyorum ?

Fizy.com’u, beemp3’ü, mükemmel bir winamp eklentisi olan DFX Audio Enhancer’ı, güzel bir albüme imza atan Röyksopp’u, Novum dergisini, votka+elma suyu+limon+buzu burda huzurlarınızda anar, ne bunlar ki diye düşünmenize sebebiyet vermeleri için yazının sonuna ekler daha iyi kurgulanmış bir yazı ile karşınıza gelene kadar müsade isterim… Müsade benim.

Reklamlar

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: