//
you're reading...
Uncategorized

Gidişim suskun olmuştu ama dönüşüm burgulu salto gibi olacak

Tam olarak zaman verememekle birlikte ben diyeyim sekiz ay, siz diyin bir gebelik süresi kadar zaman oldu ki siteye yazmıyorum. En son eğlendirme dairesi’ni direk com’la biten havalı, ev sahibi gibi, iş güç sahibi insan gibi bir adrese taşıdığımı hatırlıyorum. Sonrasında sahneye bir blur efekti giriyor, böyle kameraman bir pan hareketi yapıyor ve karanlık, karanlıık… (sitede son 1 küsür yıl içerisinde yazdığım nice yazı eksik olmakta birlikte yedeklediğim xml dosyasını bulmamla onları da tekrardan siteye koymam an meselesidir)Son bir aydır da klavye tutan ellerimdeki kamaşma hissiyatı iyice kuvvetlenerek Nokia 3310 titreşimi gibi zangır zangır oynamaya başladıktan sonra kaçınılmaz adımı attım ve sahalara geri döndüm, parmağımdaki yüzüğü öpüp istavroz falan çıkardım, o biçim. Özellikle Twitter‘da ki 140 karakterin ciddi konuları mizahi olmayan bir dille anlatmak için yetersiz kalması beni yeniden klavyenin uzun süreli tıkırtılarının başlamasına itti.

Nihat Doğan’ın Büyük Ada’ya giden vapura binmeden önce sarf ettiği lirik söz öbekleri, sıkı sıkı, kalın kalın laflar bize bu ülkeye nasıl bakmamız gerektiğini açık seçik ifade ederken adam gittikten iki hafta sonra skandallar, şifreler, tutuklamalar, kavgalar, dövüşler ile evde iki saatliğine yalnız kalan kardeşlerin birbirini zigertmesi gibi yedik birbirimizi. Artık adam gelince yüzüne nasıl bakacağımızı düşünmeye başlamanın ve o yokken olanları nasıl açıklayacağımıza dair kısa bir metin hazırlamanın vakti gelmiştir, aramızdan bir gönüllüye kağıdı verip  havaalanında Nihat Doğan’ın eline zarfı tutuşturup “You’ve been served” diyip kaçması gerektiğini düşünüyorum.

Yazacak konu sayısının x’in karesi kadar çoğaldığı bu dönemde x e kaç vereceğimi bilememektir beni tüketen.

Ama bu sefer ki yazıma bel kemiğim, omurgam sayılacak internete gelen yasakların daniskasının en taze örneği ile başlayıp mümkünse öyle bitirmek niyetindeyim.  Sabah sabah “eeeeeeeeeh eytere be” ve arkasından edebi metinler dersinde asla okutulmamış ama sokak edebiyatının vazgeçilmezi onlarca iri ebatlı argo sözü arka arkaya sıraladım. Neden dersen, de bi? Şundan sebep; tib’in ekşi sözlük’ü kapatma emri http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=23338161

Bu son örnek artık Türkiye İletişim Başkanlığı ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun nasıl işlemez hale geldiğinin, mulfunction olmanın zirvesine nasıl çıktıklarının en açık kanıtı. Son bir iki senedir yönetimde nasıl bir başı boşluğun hakim olduğu, 60 bini aşkın sitenin nerelere gittiği, neden gittiği bilinemediği bir dönem yaşayıp, içeriğinde hükümete muhalefet görüşlerin yer aldığı sitelerin, kendi vizyon ve değer yargılarına ters düşebilecek hemen hemen her türlü görüşün içinde barındığı(ya da barındığı iddia edildiği) adreslerin tek tek uçurulduğunu görüyoruz.

Düşünün ki bir devlet kurumu size ne giyemeyeceğinizi, ne içemeyeceğinizi, hangi kanalları izlememeniz gerektiğini, hangi sitelerden alışveriş yapmamanız gerektiğini, evinizde nasıl vakit geçiremeyeceğinizi, neler okumamanız gerektiğini, nelere bakmamanız gerektiğini söyleyebilecek sapkınlığa, şaşkınlığa, kudrete, aymazlığa, cahil cehaletine, karşındakini aptal yerine koyabilme özgüvenine sahip olsun. Açıklamadan, mantıklı sebebeplere dayandırmadan(diyecek oluyorum onu da diyemiyorum zira pek çok kapatılan-kapatılması arzulanan site için öyle bir sebep yok ortada),  yasaklayarak karşınızda dikilebilen, pişkin, ne yaptığını bilmeyen, kraldan çok kralcı, yasaktan çok yasakçı, bir avuç internetten anladığını sanan ama yüksek ihtimal dns ayarını yapmayı bile kendi yasaklarından sonra öğrenmiş, yine tahmindir ki çoğu yasak emri verdikleri siteyi gerçekten derinlemesine inceleme zahmetine bile girmeden masalarının başından emir yağdıran zapturapt sevdalısı iki kurum.

Sizin bu yasakları koyduğunuz insanların bulunduğu küme şunları kapsıyor sayın yetkilimsiler,

18 yaşını doldurmuşlar, yani yetişkinler, yani;
Gidip sandık başında oy verip geleceğine karar verebilecek yaşa gelmişler,
Üniversite mezunları, doktorlar, mühendisler, toptancılar, askerler, iş adamları, ressamlar, doçentler, öğretmenler vesaire vesaire vesaire.

Düşünün ki bu adam üniversiteyi bitirmiş, adam orda gece gündüz hukuk kitabını, fizik kitabını, sosyoloji kitabını, kim bilir belki din kitaplarını yemiş, kalemleri öğütmüş, sayfaları aşındırmış ama neyin doğru neyin yanlış olacağını halen kafası almamış, bu yüzden iki devlet kurumu çıkıp onlar adına neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar veriyor.

Düşünün ki bir kadın üniversitede kürsüden 100 kişiye nükleer tıp üstüne bir konu anlatıyor, kadının kafası olmuş einstein kafası ama sen diyorsun ki, bu kadın bu siteye girerse yazılanlardan etkilenebilir, psikolojisi bozulabilir, şaftı kayar afedersin, ters bir hareket yapabilir, o yüzden biz bunu önceden silelim, pırıl pırıl yapalım, hocamızın gönlü bulanmasın. Çok kibarsınız sayın büyüklerim.

Ha diyorsunuz ki, bir adam işinin başında geçmiş 54. şubesini açacağı yeri tartışıyor yönetim kuruluyla, milyarlarla oynuyor, vergi rekortmeni olma yolunda gidiyor, Avrupa’ya açılmanın hesaplarını yapıyor. Aynı kişinin kafası müstehcen bir şey görmesi sebebiyle bulanıyor, huzuru kaçıyor, kendinden geçiyor, çıkartıyor kravatı çıkıyor toplantı masasına, veriyor striptizi veriyor nü pozları. Öyle mi diyorsunuz sayın BTK, sayın TİB?

Sizin engin dünya görüşünüz, sizin internete dair vizyonunuz, sizin ahlak kurallarınız, sizin zihniniz ahlakın göreceli ve insan var olduğundan beri sınırları çizilmek için nice filozofun kafasında tane saç bırakmayan sınır ve içeriğini çözdü. Kimi neye karşı korumalıyız çok iyi biliyoruz diyor ve ezgisiyle, güftesiyle mutluluğun formülü çok açık, bir sen bir ben bir de filtre şarkıları söylüyorsunuz yani…

Sakın ola ki şu lakırdılarla da bana gelmeyin can ciğerlerim;

Biz bu tarz içeriği bazı insanların hassiyetlerine zarar gelmemesi ve yetişkin olmayan çocukların zararlı içerikten korunması sebebiyle böyle bir yasak getiriyoruz.

Yani diyorsunuz ki, biz Avrupalısından, Japonundan, Amerikalısından zeki çıktık, onların insan hakları bildirgelerini yedik içtik hazmettik onların bilemediğini bildik.

Yetişkin bir (hatta gelin bunu sayıyla da 1 alalım) insanın “müstehcenlik, fuhuş, çocukların cinsel istismarı, intihara özendirme vb.” şeklinde içeriğe sahip olan sitede gezmesi, Türkiye’de  geriye kalan ortalama 50 milyon internet kullanıcısının da aynı gaflete düşebileceğine örnektir. Türkiye’de ki bu 50 milyon insanın hepsi birebir aynı konulara ilgi duymakta, aynı sapkın ya da yasa dışı konulara ilgi göstermeye yatkın durmaktadır. Örneğin ekşi sözlük gibi amacı bilgilendirmek, fikir belirtmek, bir konu ile ilgili düşünceleri bir çatı altında toplamak olan ve bugün televizyonlarda gördüğümüz pek çok ünlüden, köşe yazarlarına kadar herkesin takip ettiği, yıl dönümü etkinliğine, ekşimizin tabiriyle zirveye, Cem Yılmaz’ın bile para almadan katıldığı, her kesimden, her zihniyetten, her türlü siyasi görüşten yazarı bir araya getiren, yeri geldi mi insanların tez yazarken bile açıp bir şeyler aratıp baktığı, fikir edindiği bir sayfa “zararlıdır, müstehcendir, olur ha -nasıl oluyorsa-, sizi intihara sürükler aman ha!” şeklinde kapatılmaya kalkışılabiliyor.

Hadi gelelim 18 yaş altındaki gelişimini henüz tamamlamamış, reşit olamamış, saf ve naif ve bilgisiz yavrularımıza(ki pek çoğunu tenzih ederim, nice 15’lik gençler bilirim BTK’yı da TİB’i de mevcut kadrosundan kat kat iyi yönetme potansiyeline sahiptir).

Bu insanları internette ki zararlı içerikten korumak için takribi 30 sn kadar kafa patlattım (eminim hali hazırda var olan ya da oturulsa üretilebilecek başka yöntemlerde vardır) ve çocukları bu içerikten korumak adına yapılabilecekleri sıraladım,

-İnternet kullancısı çocukların bilinçlendirilmesi, isterseniz bunu rehberlik dersi dediğimiz genelde sağolsun pek çok öğretmenin “Boş saat, gazete okunacak saat, çocukların çok gürültü yapmadan serbest olabilecekleri zaman dilimi” gibi değerlendirdiği (bizim zamanımızda öyleydi panpitellalar, panpoşkolar) zaman dilimini çocukları bilinçlendirmek için ayırınız.

-İnternet servis sağlayıcılarının ailelerin kontrolünde internete girilebilecek siteleri sınırlandırabilmesi için gerekli softwareleri ya da internet paket seçeneklerini vs. sunmasını şart koşunuz.(Kaldı ki bu tarz şeyler var olduğunu görmüştüm, belki yetkililer atlamıştır, akıllarından çıkıvermiştir diye yazayım, belki gün gelir bu siteyi de yasaklayacak olurlar da bunu görüp aa doğru lan derler, he mi?)

-Ailelere tıpkı evde çocuklara televizyonda neyin izlenebileceğini, kaç saat izlenebileceğini söyleyebildikleri gibi bilgisayar başında neler yapmaması gerektiğini insani bir şekilde çocuğuna anlatabilmesi için yardımcı olunuz, aileleri bilinçlendiriniz. (Artık ÖSYM Başkanı gibi romantizm kokulu bir mektup mu yollarsınız okusunlar diye, yoksa televizyonlara radyolara bir reklam mı verirsiniz, bununla alakalı bir eğitim programı mı hazırlarsınız, el ilanı mı dağıtrsınız onu siz düşünün, daha da kopya verirsem skandal olur)

Bakın  IPS İletişim Vakfı-Bianet’in avukatı Ayşe Altıparmak sizler için söylüyor, “Gerek Avrupa Birliği gerekse Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Komisyonu çocuklar gibi zarar görmesi mümkün grupları korumak için yasal önlemler almaktansa özdenetim yollarına gidilmesini teşvik etmektedir. Bu nedenle, üye ülkeler ev ve okul bilgisayarları ile İnternet kafelerde filtre programlarının kullanılmasını teşvik etmeli ama devlet düzeyinde filtreleme girişimlerinden her ihtimalde kaçınmalıdır.”

BM desteğiyle Freedom House tarafından Nisan 2011 de yayınlanan İnternette Özgürlük Raporu’na göre, Türkiye’nin “kötü puan’ını 42′den 45′e yükselterek” internete erişim özgürlükleri konusunda giderek daha kısıtlayıcı bir siyasal ve yasal söylem ile uygulamalara sahip olduğu ama padişahlıkla, peygamberlik(bkz İstanbul’u ikiye yarma projesi) görevleri arasında seçim yapamayan bir kişi tarafından halen giderek artan özgürlükler ve ileri demokrasi ülkesi olarak adlandırılan bir ülkede yaşıyoruz.

İşin kötü tarafı yasakçı zihniyetin sadece padişahların değil, bu ülkede bu güne kadar gelmiş hemen her yönetimin ve tahminen bundan sonra gelmesi muhtemel pek çok yönetim ve siyasal tavrın kullanmaktan(artık o zamanda başka tür fikir özgürlükleri ihlali olabilir ama sizi rahatsız etmediği için farkına varmayabilirsiniz de…) kaçınmayacak olması.

Yani hedef internet yasaklarının kaldırılması değil yasakçı zihniyetin kaldırılması olmalıdır der, hava durumunu almak için sözü Bünyamin Sürmeli’ye bırakırım.

Bir daha ki daha komikli, sinir stresten arındırılmış yazımda görüşmek dileğiyle si yü later, kib aoe styla yeah.

Reklamlar

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: