//
you're reading...
Elektrink & Elenktronik

Pazar’ı sen niye Pazartesi’ye bağlıyorsun arkadaşım, bir sor ben istiyor muyum öyle bir şeyi?

Pazartesi’nin çirkinliği altında tek neşe kaynağım güneşten gelen sarı sarı ışıklardır. Siyasetin, dünyanın gündemini bir kenara bıraktırıp, herkesi birer küçük esnafa çeviren, sabah-akşam havadan ve sudan konuşmaya iten saçma bir bahar yaşıyoruz/duk malumunuz. Bugün itibariyle ilk gerçek ve ısıtıcı güneş darbesini enseme yememden ötürü yazın geldiğine inandım. Pazartesi zaten çirkin bir gün herkesler bilir. Pazarın o tüm enerji çalan, nemrut, ne idüğü belirsiz, içi boş, patates hali Pazartesi’ye de sirayet ediyor. O yüzden Pazartesiler de sizi bekleyen çok önemli bir olay olmadığı taktirde sevilmeyen, sayılmayan günlerdir. Neyse efem, kafasını kaldırıp sonunda işini yapmaya başlayan Güneş bu aralar her yönden takır takır üstüme gelen olumsuzlukları aydınlatmaya yetmiyor. Geçtim Duracell’i, Varta’yı, yarısı boş Toshiba pil kadar bile enerjim, arzum da bulunmamakta. Çatıda duran bir depo suyu ısıtacak güneş içimi gram ısıtmıyor. Bu yüzdendir ki içinde yeter miktarda eğlendiren cümlelere sahip bir yazıyı yazmakta sıkıntı çekebileceğim konusunda başta kendimi(kendimi de çok severim doğru mu?), sonra da hazır gelmişken sizleri uyarıyorum. (İlk defa bloga giren insan varsa, eğlence dedin geldik, ekşimikli çıktı panpa diye serzenişler duymayayım diye uyardım bak.)

Yurtdışında reklamcılık okuyan bir eleman Heineken için bir proje tasarlamış. Ne zaman bir Heineken şişenin kapağını çekizlesen, tıs ettirsen, kapağın neresine konumlandırıldığını anlayamadığım süperskimsonik bir dalga Facebukunuz’da bir event patlatıp eşe dosta, yedi düvele haber salıyor. “Parti var panpalar, akızlanın!” diyor. Her kim ki yarattığı bu event ile en çok arkadaşını “Ben de geliyom laan, cips de var mı?” diye sorulara gark eder, en çok katılımcıyı toplarsa, bir hafta sonra Heineken buna bir kasa birayı yapıştırıyor, lakin sanıyorum boşları almıyor. Gereksiz mi, gereksiz, olabilir mi, olabilir, gayet de abuse edilebilir, örneğin inciciler her hafta bir inci yazarının evine 10 bin atlıyı gönderir gibi o evente yapışırsa, 3-5 aya kalmaz elamanlar birleşip bir ‘Heineken’ci’ açabilir mi, açabilir. Bu teorim de en az o uygulama kadar yersiz mi, hem de o biçim.

Çocuk yapmak için ehliyet şart diyoruz ya ara sıra, ciddi şart lan esasında. Faşistçe, diktatörce bir tutum gibi algılanmasın ama bir ‘anne(?)’ çıkıp 7 yaşındaki kızını 100 kontör için web cam’de soyundurabiliyorsa, geçtim anne olabilme ehliyetini yaşamak için bile 6 ayda bir falan gidip kafasını göstermeli bir bilene. Zira benim nazarımda o annenin gidip çocuğunu yiyen Afrikalı ilkel kabiledeki tamtamdan bir farkı yoktur, hatta daha da beterdir, daha da fenadır, pislerin pisidir, küfür deryasında boğulasıdır.

Ntvmsnbc çok bozdu. Baya bozdu, önünü ala… Neyse bu espriyi de sündürmek istemiyorum ama gerçekten bozdular. Hani uzun seneler haberleri takip etmek için tek kanalımdı, gözümün nuru, haberlerimin ferah yuvasıydı ama sanırım artık kendisiyle vedalaşmaya karar verdim. Bu grubun kalitesindeki en belirgin bozulmayı spor bölümündeki Fotomaç’ı, Fanatik’i aratmayan, Star Gazetesi’nin rezaleti 10.000 fersah diplere götüren “Yendik Milan” başlığı gibi başlıklar atmaya başlaması ile ortaya çıktı. Ardından pek çok haber sitesinde okuyabildiğiniz, zaman zaman ekonomiden, sağlıktan, bilumum ana konudan öne geçebilecek, ufak ama çok sivri haberleri es geçtiklerine şahit olmaya başladım. Bu da yetmedi ana sayfanın tepesinde, sağında solunda Hürriyet gibi, Posta gibi ucuz medyacılığın temeli olan, fotoğraf yığmacılık, dikkat çeken kadınları koymacılık, ceviz kabuğunu doldurmayan basit haberleri ön plana çıkarmacılık gibi aklı başında okuru kendinden soğutacak olaylar birbiri ardına geldi. Dün internetten(Cepten Whatsapp, Twitter, mail takibini saymazsam) uzak olmam sebebiyle görmediğim ama Ekşi’de yazan (Kaba tarif ile, dün gerçekleşen Sansüre Karşı Yürüyüş’ü ana sayfadan vermek yerine teknoloji başlığı altına öteleme hadisesi) hali ile iyice sinirlenmeme sebep oldular. 1 kişi yapmasa bir şey olmaz mantığını bir kenara bıraktığımız da nasıl o meydanlara 30-40 bin kişi çıkıyorsa, belki ntvmsnbc’yi de 30-40 bin kişi bırakır falan gibi minnoş gazımla hemen telefondan uygulamalarını sildim. Şimdi canımın iç kısmısı Chrome’dan da şutluyorum. Çok az televizyon izleyen bir insan olarak TV kanalları hakkında yorum yapamıyorum ama gerekirse kendimi Kanal 7’ye, Samanyolu’na vururum en azından bilinçli olarak manipüle edilirim, soran olursa “herkesin popisi kendine” der, aklı başındalığıma yol veririm.

Kolayı kafana dikip ağız dolusu bir yudum aldıktan sonra kolada hiç asit kalmadığını fark etmek, o çirkinliklerle dolu, şekerli gibi, arada kalmış gibi tadı almak, o hayal kırıklığı… Aman diyorum, o an hissettiğimi anlayacak tek insan 2006’da Grammy ödüllerinden eli boş dönen Kanye West’tir. O konuda beni dinleyecek kişi o kavruk repçidir, gerisi yalan anlar.

Firmaların zahmet olmasın, kime yaptıracaz, kaç para vericez diyerek epi topu 5-10 bin kişi için uğraşmayalım diye Android’li application yazdırmamaları benim panbuk gibi yumruklarımın taştan kafa ezicilere dönüşmesine sebep oluyor. Hepsinin kafasını tombiyi ezer gibi ezmek istiyorum. Misal şu aralar Lassa’nın 2 hafta süren bir yarışmasının ortasındayım ve dışardayken flashlı sitelerini açacam da, edicem de o arada sorulan soruları dönüp bulacam da(zira bu tarz siteler benimki gibi halen sınıfının iyi modellerinden biri olan HTC Desire’da bile ağır açılıyor) derken 3.7 inchlik ekranda Yosemite Sam gibi debeleniyorum. Dışardayken kaçırdığım sorular olmasa ve o kaçırdığım soruları yanıtlayabilsem ilk 2 ya da 3’de olacaktım ama şimdi önümüzdeki haftayı ilk 3’ün en az 1 günü kaçırmalarını umarak geçiricem falan fıstık. Ha ama sorarsan Lassa’ya Apple için uygulama yazmışlar. Onu akıl etmişler. 5-10 bin diyorum ama eminim ki daha fazla Android işletim sistemli telefon sahibi var ülkede. Ondan da fazla Blackberry kullanıcısı. Kaldı ki tüm dünyadaki rakamlara bakacak olursanız olayın ivmesi Android’in diğer tüm işletim sistemlerini geride bırakmaya başladığı şeklinde. (2 yıl içerisinde Nokia’nın Microsoft ile birlikte yapacağı yeni telefon atakları belki ilk 3 için Windows 7’ye yeni bir kapı açabilir.) Bu Android’in IOS’dan daha iyi olması ya da olmamasından değil Android işletim sitemi kullanan markaların pıtrak gibi çoğalmasından ötürü. Yani Türkiye pazarı her şeyi 1-2 yıl geriden takip etmeye devam ediyor(Tahminen 6 ay 1 sene içerisinde Androidli telefon sahiplerinin sayısı IOS’luları geçebilir, artık ayılın firmalar). Bugün Türkiye’nin dev holdingleri hizmetleri için Iphone app’lerini yapıştırırken Android ve RIM’i pas geçtiklerinde büyük hataların, saçma boşvermişliklerin altına da imza atıyorlar. Anlaşılan firmaların kafasına yerleşmiş saçma fikir; parası olan, telefonunu çok yönlü olarak kullanan insanlarda kesin Iphone vardır şeklinde, ki bu kör düşüncenin izahı ya bilinçsizliktir ya da tembelliktir.

Peep, Twitter(sitenin kendi official app’i), Tweetcaster, Seesmic, Twitdroyd. 1’i HTC ile default gelmek üzere toplam 5 farklı Twitter applicationı. En kötüsü, en detaysızını, kullanış kolaylığından bi haberlik ödüllerini Peep(gerçi bu sadece detaysızlık kategorisinde değerlendirilmeli sanırım), Twitter ve Seesmic arasında paylaştırıyorum(Friendstream’i sadece bir social RSS Feeder gibi nitelendirip bu değerlendirmenin tamamiyle dışında tutuyorum). Şu an birkaç aydır kullandığım Twitdroyd ile halen anlamsızca devam eden ama hayati önemi olmayan hatalarına rağmen(bu eksilerde, yanlış insanlarda yanlış avatarları çıkarma, özellikle aşağı yukarı kayarken yapıp sonradan toparlıyor, bir de RT yapanlar kimmiş göstermeme hadisesi) en iyi uygulama olmaya devam ediyor, şahsi kanaatim budur, Beğenmeyene de kes köse. Geriye denemediğim Tweetdeck(bunu da masaüstünde döneyip zaten pencerelerini açık tuttuğum Facebook ve Twitter için bir de neden  program çekeyim, ne saçmalıktır görüşümde hala ısrarcıyım), Hootsuite Plume kalıyor ki onlara da şans vermeye tenezzül eder miyim bilemiyorum, uninstalllardan yıldım diyim ben sağaa.

Game of Thrones izlemeyen de bizden değildir.

http://gundem.milliyet.com.tr/beyoglu-nda-cift-kisilik-koltuk-yasagi/gundem/gundemdetay/16.05.2011/1390999/default.htm

Bu üste koyduğum linki de kendiniz okuyun, şu an ne AKP’ye ne de paylaştığı zihniyete sahip insanlara sövecek, onların nasıl bir zekaya sahip olduklarına dair kelime yazmaya enerjim yok, üstüne bir de yıldım ki sormayın. De haydi bu yazı da böyle bitsin.

Reklamlar

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: