//
you're reading...
Uncategorized

Sergen’i de çağırın beraber gülelim

Yeni yıl sendromunu atlattığımız ve esasında senelerdir anlamamakta ısrar ettiğimiz üzere 1 Ocak ve yanında gelen aradaşık sultanlı&sultansız 11 ayda geçen yıl aşağı yukarı neler olduysa olmaya devam edecek. Yine rejime başlama kararı alacak ve maksimum 1 ay içerisinde aldığınız yere geri koyacaksınız. Yine müdür tepenize bir dünya iş yığacak. Yine çok istediğiniz butik otel tatiline gidemeyeceksiniz ama olsun, Ezgi’lerin yazlığı da keyifli olur, hem balkonda barbeküsü de var.

Bence ev arkadaşı olanın derdi de var. Ufak da olsa var yani. Ev arkadaşı dediğin 3 sene sonra yaptığı salaklıkları eş dost ortamına saldıkça, alkole meze yaptıkça güzel. O yüzden ev arkadaşlarınızı sevin, dozunda ama.

İsviçreliler dövüşmeyi sevmez, başkalarını dövüştürürken kayak yapıp çikolata yerlermiş. Benim de aradığım refah seviyesi budur arkadaşım. Şu yazıyı bitirmemle kayak malzemesi almaya gitmem bir olacak, bekle beni Tag Heuer.

Eğer yere çömelince saldırmayacaksa Nazgul beslememek için bir sebep göremiyorum.

‘Avrupa’da penis boyları’ anketine bakınca Türkiye ortalarda bir yerde gözüküyormuş. Dünya’nın en büyük 10 ülkesinden biri olmaya oynadığımız(!) şu güzel ortamda bu tarz haberler moralimizi bozuyor, bu konuda da liderliğe oynamak için ben kendimce tedbirimi aldım ve Spam klasörüme gelen “Daha uzun geceler sizi bekliyor” maillerini okumaya başladım bile. Sonucu buraya yazarım.

Acısıyla tatlısıyla, bir Urfa dürüm ve baklavanın daha sonuna geldik. Ya ne olacağıdı?

Yalnız hala Eurovision’u ciddiye alan 1 milyon kişi bulabilirim.

Adriana Lima’da sarımsaklı yoğurt yiyip kokuyor mudur, yoksa onun ağzının içinde kötü kokuyu emen gözenekler mi vardır, insan bilemiyor. Tedirgin oluyor. Pastırmayı, sucuğu mideye indirip Miranda Kerr’in yanına yatılır mı, Zoey Deschanel ile bir baş soğan kırılır mı, bir güzel uğruna bin bir güzelden mahrum kalınır mı diye diye düşünmekten hiç bir ünlü ile sevgili olamaz, aşka koşamaz oldum, zalım yarlar.

Beyler bence reenkarnasyon yoktur, olsaydı bu kadar ucuza hayat sigortası yapmazlardı ayık olun biraz, koskoca firmalar bunu düşünemeyecek mi!

Shameless 2. sezona geç de olsa başladım. Diziyi izlerken gerçekten diziyi özlediğimi fark ettim ki pek sık içine düştüğüm bir özlem durumu değildir kendisi(dizi de özlenir mi demeyin lan, hasreti çeken bilir!), az sayıda uzun aralar sonucu yaşadığım bir hissiyat. Shameless birbirinden harikuleyt karakterleri, akıcı bölümleri, diyaloglardaki samimilik, başarılı oyunculuklar, Frank’in başının altından çıkan zaman zaman abartılı da olsa asla sırıtmayan maceralarla eşsiz bir dizi.  İçine düşülen tüm can sıkıcı, pek çok normal aileye akıl kaçırtıcı olayı gördüğün halde adeta o ailenin bir parçası olup o olayları yaşamayı istiyorsun. (Bir de vaktinde The O.C’de ailenin bir parçası olmak istemiştim, tabi orda Marissa Cooper a.k.a Mischa Barton benim olacaktı ve binecektim üstüne vuracaktım kırbacı, ha bir de Alf’de tabi). Dizide mevcut kalite korunduğu müddetçe(ki diğer sezonlarda da süreceğini düşünüyorum) izlediğim en iyi dizilerde üst basamaklara banko ismi yazılacaktır.

Marmara’da elektrikler kesildiğinde ilk bana geldiler, şöyle bir gerildim, azcık elimi çeneme koydum, ovaladım, azıcık kir çıktı falan, neyse yutkundum ve cevap verdim;

-Elektrik bulamıyorlarsa jeneratör yesinler.

Gördüğünüz gibi her zaman güzel ülkemin güzel insanlarını düşünüyorum, dertlerine derman oluyorum.

Çok acı bir haberle sarsıldım geçen gün, Rus kilisesi mini eteğe savaş açmış, başımdan aşağı kaynar sular döküldü, Antalya’yı, Antalya’ya gelecek milyonlarca kabarmış erkeğimi düşündüm, tarif edilemez bir burukluk, halkımın çekeceği acıları düşündüm, ya Ruslar artık sahillerde sere serpe güneşlenemezse, ya minileri çekip köpük banyosu yapamazsa, diskolara dar bile olmayan pantolonlarla gelirlerse diye döne döne duramaz oldum.

Şu habere bir bakar mısınız!

Başrahip Vsevolod Chaplin Rus kadınların giyim tarzını eleştirerek bu durumu değiştirecek bir kıyafet yönetmeliği yayımlanması gerektiğini dile getirdi. Rahip, ülkedeki kadınların “palyaço gibi boyandıklarını”, kıyafetlerinin ise erkekleri tahrik ettiğini söyledi. Chaplin, “Eğer bir kadın mini etek giyiyorsa ve bu tahrik edicidir. Aynı zamanda sarhoş olursa o zaman daha da tahrik edicidir ve eğer kendisi insanlarla aktif olarak temas arayışında olursa o halde bu temasın tecavüzle sonuçlanması halinde şaşırması yanlış olur” diye konuştu.

Yani şunu demek istemişler sanırım, kendi arzunla sevişemezsin, eğer alkollüysen tecavüze uğrarsın, “ama olur mu biz her gece içip içip sevişiyorduk”  “hayır kızım üzgünüm onların hepsi tecavüzdü :(” demek istemiş sanırım rahip. Bacaklara özgürlük, baskılar bizi yıldıramaz 😦

Kapanışı tüm bacaklara destek olmak adına şu parçayla yapıyorum, bacaklar bizimdir Rahip, duyuyor musun, dokunma bacaklarıma, dokunma göğüslerime, yoksa hayatında bir karıncayı bile inciağfüplğdksof

Başlığın bu yazıyla en ufak bir alakası yok, yapacak bir şey de yok, haydi hayırlı işler.

Reklamlar

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: