//
kütüphane

Sinema

This category contains 12 posts

Buralara buralara buralara yaz günü blog yağıyor canım

Her gün bir sonraki gün yazmak konusunda kendimi titan şebekesi gibi dolandıra dolandıra, kandıra kandıra insanlıktan çıkmamın bilmem kaçıncı gününden sonra, kusursuz derecede boş olduğuma karar vererek bloga bir kaç satır bir şeyler daha eklemeye karar verdim. Haftalardır bugün yarın diyerek iyiden iyiye esnafın azılı düşmanı, her yere borçlu memur gibi dolanıyorum kendi beynimde. Artık … Okumaya devam et

Arif Sağ meme yapmış yaz mı gelecek…

Tumblr’da like ve reblog sayıları hop hop oynuyor arkadaş. Bugüne kadar onlarcasının bir çırpıda yok olduğuna şahit oldum, hala da oluyorum. Bunun muadili sıkıntı Twitter’da da mevcut. Hem mentionlar hem de RT’ler düzgün ve istikrarlı değil. Cep telefonumdan Twitdroyd aracılığı ile takip ettiğim zaman gördüğüm mention pc’de bakarken yok ya da bir gelip bir gidiyor. Sanki … Okumaya devam et

Gündelik faydasız yaşanmışlık

Çocuğun sesi uzaktan hoş gelir. 5 metreye kadar güzel gelen çocuğun yaklaştıkça sümüklü, salyalı, durmadan soru sorabilen, gereksiz fazla enerjiye sahip, ellenmemesi gereken her şeyi elleyen, ağzına sokan, sokmazsa yere atan, yerdeyse yukarı kaldıran bir canavara dönüşmesi davulun sesi uzaktan ata sözünü haklı kılmıyorsa nedir. İnanın veletler ben de sizi sevmek istiyorum, çok çabalıyorum ama … Okumaya devam et

Nolüyür? Noolmüyür ki…

Abramoviç beylerin yemek ücreti 47 bin Dolar’ın Türk Lira’sına çevirilmesinden hemen ardından önce kaç fakirin doyuralabileceği sonrada neler alınabileceği, ortalama kaç asgari maaşa denk geldiği falan hesaplanıyor ya, sanıyorsam biz ırk olarak bunu otomatik olarak çarpıp bölen bir yazılıma sahibiz. Bir meblağa ortalama bir maaşın üzerine çıkıversin, hemen otomatik olarak alınabilecekler listesini tek tuşla çıkarıyoruz, … Okumaya devam et

OH! Hello guys…

Selam insan. Naber napıyorsun? Nedir yani son zamanlarda boşladım diye surat mı yapıyorsun evladım. Ben ister miyim böyle olsun, ben ister miyim büyük balık küçük balığı yutsun. Ben istiyorum ki herkes mutlu olsun. İş hayatından alınan dersler; Yavşak ya da halk arasında bilinen saf tabiriyle cana yakın ve sevimli olmak prim yapıyor. pek tabi yerinde … Okumaya devam et

Kompozisyon yazmaya da başlayamazdım bir türlü

Lise de ya da orta okulda Türkçe sınavlarında bazen 40 puanlık kısmı böyle kompozisyon falan yaparlardı ki ben acayip sevinirdim zira bir şey bilmeden puan alabildiğim yegane yer idi. Lakin aynı şu an da olduğu gibi başlığı ne yapayım lan ıh mıh derken verilen zamanın yarısını yediğimi bilirim. Sonra kalemin kadranını 250’ye vurdurur beynimi kusardım … Okumaya devam et

Previously on Lost…

Amanın da amanın kim gelmiş, hanimiş de hanimiş, yirim ben onu yirim, kuş sütüyle beslerim…Bakın bugün neler gördüm efendim, yumak Hurley’i, keline şaplatılası John’u, uyuz Jack’i, tiridine bandımının Kate’i ve çemçük ağızlı Benjamin Linus’u ile LOST pek yakınlarda. Adamlar diziye öyle bir ara veriyor ki maşallah asker yolu bekleyen sözlüler gibiyiz, neyse ki varlığını unuttuğumuz … Okumaya devam et

“Hello, anybody lose their secret CIA shit?”

ahahaah, lan hiç bir yazıya da ahahah diye başlanır mı demeyin, şansınızı deneyin… Merhaba gülmem geldi, gülerek başladım yazıya, neye güldüm diye soracak olursanız ki, maşallah pek meraklısınız, yukardaki cümlenin geçtiği filme; Burn After Reading‘e daha da doğrusu filmdeki Brad Pitt’in oynadığı Chad karakterine ve yarattığı saçmalıklar silsilesine gülüyorum, absürd komedi desen değil, aksiyon desen değil tadında … Okumaya devam et

Yavrum ses ver!

Yurdum insanının, onu geçtim kıta halkının, ekvatorun bu yarım küresinin şalterlerini çoktan kapatıp yatağa cumburlop ettiği saatlerde ben geliyorum kompozisyonlar yazıyorum, paragraflar yapıyorum. Normal olmadığımı çok önceden kavramış olmakla birlikte, yine de beynimin saçma sapan saatlerde beni bir şeyler yapmaya yönlendirmesini de kınıyorum içten içe. Beynimin esiri oldum, kölesi oldum eşek sıpasının. Şimdi normal insan … Okumaya devam et

Onlar geliyor!

Hem de ne gelmek, müzik konusunda beklenen albümlerden bahsettikten sonra, sanatın bir diğer kolu olan sinemadan da bahsetmezsem içim rahat etmezdi, netekim etmedi. Yanlış bilgilenmediysem 1 i hariç (ki aralarından en sağlamı o olacak gibime geliyor) tüm filmler çok yakında sinemaya teşrif edecekler. Kimler mi? İlk konuğumuz The X-Files : I Want To Believe, efsane … Okumaya devam et